Mesleğimiz
Hakkında Söylenenler ve
Düşündürdükleri !
Bazen insanlar ne
kadar nankör olabiliyorlar.
Karşılaştıkları bazı istenmeyen
olaylar neticesinde
yaşadıklarını, orada yaşayan
insanlara ya da hizmet aldığı
bir meslek grubunun bir veya bir
kaçının hatasını tamamıyla
meslek grubuna yükleyip, o
mesleği yok sayabilmektedirler.
Malümunuz,
mesleğimiz hakkında da bu tür
yazılardan, konuşmalardan
biriyle daha son zamanlarda
karşılaştık. Sanırım bu şekilde
devam ederse de üzülerek
belirtmeliyim ki karşılaşmaya da
devam edeceğiz.
Eleştirel
yazılara
asla
karşı
değilim. Eksiklerimizi,
hatalarımızı görmek adına
olmamalıyız da!...
Çünkü,
eleştiriler, içerisinde doğruluk
payı olup, göremediğimiz
noktalara temas edebilmektedir.
Ancak, başına gelen
talihsizliklerden dolayı,
mesleğime ve veteriner hekim
olarak şahsıma kimsenin hakaret
etmesine de göz yumamam.
Doğal olarak,
veteriner hekimlerin,
hayvanların tamamını, oldukça
üst düzeyde sevmesi mümkün
değildir. Çalışma ve ilgi
alanına göre bazı hayvan türleri
ile daha fazla iç içe olmakta,
bazı hayvan türleri ile
karşılaşmayabilmektedir. Ancak,
veteriner hekim, şartlar ne
şekilde olursa olsun, mesleki
profesyonelliğe yakışır şekilde
hareket etmelidir.
Hayvan gönenci
(refahı) konusunda ise,
gerçekten zayıf olduğumuzu,
ancak, bunun da sadece veteriner
hekimlerle sınırlı olmadığını,
toplumun genelini ilgilendiren
toplumsal bir sorun olduğunu
düşünüyorum.
Ulusal
gazetelerin birinde köşe
yazarlığı yapan birisi yazısında
şöyle diyor; “istisnalar bana
da rastlayın” ve devam
ediyor “hasta bir kediye ilaç
verin… bekliyorlar ki
(veteriner hekimler için
söylüyor) hayvan sever
getirsin, hastayı parasını
ödesin gitsin.” Bu o kadar
basit değil. Veteriner hekimler,
kliniklerinde hayvan beslemek
zorunda değiller. Bu onların
hayvan beslemediği anlamına,
onlara değer vermedikleri ya da
onlara yardımcı olmadıkları
anlamına gelmez!
Evet, veteriner
hekimler, kendilerine gelen
hastaları parayla muayene
ediyorlar, edecekler de. Tek
geçim kaynağı ve yaptığı
hizmetin bedeli, hakkı,
emeğinin karşılığı.
Peki, hayvanları
sevip, onlarla dostluk kurup,
onlarla paylaşım içerisine giren
bazı sözde hayvan severler, o
masum hayvancıkların başı
sıkıştığında neden gereken
duyarlılığı göstermiyorlar?
Veteriner hekimlerden medet
umarak, onlarla pazarlık
yaparlar. Düşündürücüdür!
Evlerde
beslenilen kedi, köpek, kuş ile
ilgili de, o hayvancıklar için
bakım besleme ve asgari temel
ihtiyaçlar gibi gereken şartları
hayvan sahipleri sağlayabiliyor
mu? Bu soruyu veteriner hekimler
de dahil olmak üzere tüm hayvan
severlere soruyorum.
Toplumumuzda bir takım
sıkıntılar var, kişilere ya da
meslek gruplarına suçlama
yapılarak bir yere varılamaz.
Herkes önce kendisine bakmalı ve
öncelikle kendisini düzeltmeye
çalışmalıdır. Veteriner hekim
olarak veya hayvan sahibi
olarak…
Veteriner hekim
olarak, özeleştiri yapacak
olursak; Bir takım hatalar
mesleğimiz içerisinde var ve
inkar edilemez. Ancak bunlar,
tüm meslektaşlara, tüm mesleğe
mal edilemez.
Öncelikle bu tür
olayların yaşanmaması için, bir
takım önlemlerin “ağaç yaş
iken eğilir” atasözünden
yola çıkarak, okullardaki
eğitim-öğretim politikasının
içerisine “Mesleki Bilinç”
olgusunun gerçek olarak
verilmesi, neden ve sonuçlarıyla
ifade edilmesiyle sağlanabilir.
Meslek
örgütlerimizle bir bütün olarak
hareket etmenin, “bir bütün
olmanın”, mesleki örgütlenme
bilincinin üniversite eğitimi
sırasında başlamasının
mesleğimiz adına büyük faydalar
sağlayacağını düşünüyorum.
10.04.2011
Bora UZUNER
İntörn
Veteriner Hekim
Selçuk
Üniversitesi Veteriner
Fakültesi