Gıda
güvenliği, AB'ye uyum sürecinde ne kadar önem taşıyor?
Nermin
Kahraman,Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu
Bilindiği gibi yakın
zamanlarda karşılaşılan bazı önemli olaylar - örneğin BSE, Şap,
dioksin gibi gıda krizleri Komisyonun kontrol aktivitelerinin
değişmesini sağlamış ve gıda güvenliğini Komisyon gündeminin en üst
sıralarına oturtmuştur. Komisyonun amacı, kullanılabilir tüm
kaynaklarını, çok güçlü ve verimli bir şekilde Birlik düzeyinde gıda
güvenliğini sağlama konusundaki önceliklere odaklamaktır. Gıda
güvenliğinin insan sağlığını doğrudan ilgilendirmesi ve tüketicilerin
bu konuda her geçen gün daha çok bilinçlenmesi ile bu önem gün
geçtikçe daha da artmaktadır.
Burada öncelikle,
AB'nin gıda güvenliğine bütünleşmiş bir yaklaşımı olduğunu vurgulamak
istiyorum. Bu yaklaşımla amaç, AB içerisinde kolay anlaşılabilir
tarladan sofraya önlemleri ve yeterli düzeyde izleme ile en üst
seviyede gıda güvenliği, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve bitki
sağlığını, aynı zamanda iç pazarın etkili işleyişini sağlamaktır. Bunu
uygulamak ise, elbette mevzuatın geliştirilmesi ile birlikte diğer
bazı eylemleri gerektirir.
Gıda güvenliği,
AB'nin genişleme sürecinin önemli elementlerinden biri olmuş ve AB
başından beri tüketiciler için risk oluşturabilecek, kendi
standartlarının altında herhangi bir durumu kabul etmeyeceğini açıkça
belirtmiştir. Yeni üyeler ile birlikte aday ülkeler de, AB'nin gıda
güvenliği mevzuatına uyumun önemini anlamışlardır. Gıda güvenliği
mevzuatının tam olarak uyumlaştırılmış olması ve gerekli idari
yapıların ve prosedürlerin güçlendirilmesi, reformların yapılması
hayati önem taşımaktadır.
Türkiye' de de gıda
güvenliği tıpkı AB' de olduğu gibi gündemin en üst sıralarında yer
almaktadır; AB'ye uyum sürecinde gündemi en çok meşgul eden konulardan
birisi olarak önemini korumakta ve en üst düzeyde gıda güvenliğinin
sağlanması için çalışmalar da devam etmektedir. Gerek mevzuat uyumu,
gerekse hazırlanan mevzuatın gereken şekilde uygulanması için Bakanlık
yoğun çaba göstermektedir.
2004'deki son
genişlemenin ardından, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu diğer aday
ülkeler ile müzakere süreci bilindiği gibi 31 değil 35 başlıkta
gerçekleştirilecek. Konunun önemine dayanarak, 'gıda güvenliği,
veterinerlik ve bitki sağlığı politikaları' 12. müzakere başlığı
olarak ayrı bir başlık halinde ele alınıyor. Bilindiği gibi, gıda ile
ilgili uyum daha önce birinci başlık olan , malların serbest dolaşımı'
kapsamında ve gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı konuları
da 7. başlık olan 'tarım' altında ele alınmaktaydı.
Gıda
güvenliği konusunda uyum için gerekli mevzuat özet olarak neleri
içeriyor? En öne çıkan konular hangileri?
Tüketiciler için
gıdalarının en önemli bileşeni güvenliktir. Yakın zamanlarda
karşılaşılan gıda krizlerinin, halkın gıda endüstrisine ve ilgili
otoritelerin güvenli gıdanın sağlanması çabalarına karşı güvenlerini
sarsması nedeniyle, AB Komisyonu gıda güvenliğini en önemli
öncelikleri arasında belirlemiş ve 12 Ocak 2000de Beyaz Kitap'ı
yayımlanmıştır. Bu şekilde, daha aktif yeni bir gıda politikası için
plan belirlenmiştir, İnsan sağlığının ve tüketicilerin en üst düzeyde
korunmasını amaçlayan bu plan, mevzuatın daha kolay anlaşılan şeffaf
kurallarla modernleştirilmesini, tarladan sofraya kontrollerinin
güçlendirilmesini ve bilimsel öneri sisteminin etkisini artırmayı
içermektedir. Gıda güvenliği yaklaşımının ayrıntılı ve bütünleşmiş
olması gerekliliği Beyaz Kitap'ın rehberlik prensibidir. Bu
bütünleşmiş yaklaşım, tarladan sofraya - yem üretimi, birincil üretim,
gıda işleme, depolama, taşıma ve perakende satış dahil olmak üzere -
gıda zincirinin tüm aşamalarını kapsamaktadır.
Beyaz Kitap'ın
ardından, 28 Ocak 2002'de Avrupa Parlamentosu ve Konseyi, 178/2002/EC
sayılı Gıda Yasasının genel prensipleri ve gereksinimlerini içeren
tüzüğü kabul etti. Genel Gıda Yasasının ana amacı, gıda mevzuatının
gelişmesinde daha kolay anlaşılır bir yaklaşım sağlamak. Aynı zamanda,
karşılıklı tanıma ile iç pazar fonksiyonel iken, uyumlaştırılmış
spesifik kuralları olmayan alanlar için genel bir çerçeve sağlamak.
Ayrıca, gıda j yem üretim ve dağıtımının tüm aşamalarına ait tanımlar,
prensipler ve yükümlülükleri belirlemek. 178/2002/EC'nin getirdiği en
önemli gelişme ise AB Gıda Otoritesinin kuruluşunu resmen
onaylamasıdır.
Tüzükte, AB Gıda
Otoritesinin, Komisyonun diğer tüm kurumlarından bağımsız; gıda
güvenliği üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi olan tüm konularda
tavsiye verici; gıda ve yem güvenliği, bilgi ve risk iletişimi
konularında bilimsel kaynak olması öngörülmüş. Gıda Otoritesi, gıda
güvenliği konusunda muhtemel riskler üzerine tavsiye verirken, risk
yönetimi sorumlulukları AB' nin diğer kurumlarınca (AB Komisyonu, AB
Parlamentosu, Konsey ve Üye Ülkeler) yürütülüyor. Gıda Otoritesinin
tavsiyelerini dikkate almak, mevzuat önermek ve kabul etmek,
gerektiğinde düzenleyici ve kontrol önlemlerini almak AB kurumlarının
görevi sayılıyor. Gıda Otoritesi, ilk üretim safhasından hayvan
yeminin güvenliğine, tüketicilere gıdanın sağlanmasına kadar gıda
üretiminin tüm aşamalarından sorumlu tutuluyor. Gıda Otoritesi, bilgi
toplayarak, gıda zincirinde meydana gelebilecek potansiyel riskleri
belirleyip değerlendirmek üzere yeni bilimsel gelişmeleri analiz eder
sayılıyor; hayvan sağlığı ve refahı ile bitki sağlığı da dahil olmak
üzere gıdanın güvenli olmasında doğrudan veya dolaylı olarak etkisi
bulunabilecek konularda bilimsel değerlendirme yapıyor. Gıda Otoritesi
ayrıca, AB'nin beslenme ile ilgili mevzuatı da dahil, gıda ve yem dışı
GMO'larla ilgili bilimsel tavsiyeler de veriyor. Kendi sorumluluk
alanına giren konularda halk ile direkt temas kurabiliyor. Ayrıca,
97/579/EC Komisyon Kararı ile kurulmuş olan tüm bilimsel komiteler de
Gıda Otoritesine transfer edilmiştir.
Nisan 2004'de Avrupa
Parlamentosu ve Konseyi tarafından kabul edilen yeni hijyen kuralları,
1 Ocak 2006 itibariyle tüm üye ülkelerde yürürlüğe girdi.
Bu mevzuat ile gıda
güvenliğinde birincil sorumluluk gıda üreticilerine ve işletmecilerine
verildi. Gıda güvenliği, birincil üretim dahil olmak üzere tüm gıda
zincirinde sağlanmalı ve genel uygulama HACCP ilkelerine bağlı olarak
yapılmalı. Temel genel hijyen gereklilikleri uygulanmalı ve bunlar
gıda kategorileri için daha ileri düzeyde spesifik olarak
belirtilmeli. Gıda işletmecilerine, hijyen veya HACPP prensiplerinin
gıda zincirinin tüm aşamalarında yeni kurallara uyumlarını sağlamak
için 'iyi uygulama rehberleri' hazırlanmalı. Ayrıca, yüksek dağlar,
uzak adalar gibi uzak alanlardan sağlanan gıdalar ile geleneksel
üretim ve metotlarla üretilen gıdalar için daha esnek bir yaklaşım
getirildi. Ancak Özel kullanım için birincil üretim ve özel tüketim
için evde hazırlanan gıdalar, Birlik kuralları ile düzenlenmiş
değildir.
882/2004/EC sayılı
gıda ve yem kanunu; hayvan sağlığı ve hayvan refahı kurallarının
doğrulanması için resmi kontroller üzerine Avrupa Parlamentosu ve
Konsey Tüzüğü, Nisan 2004' de kabul edildi ve hijyen paketi gibi 1
Ocak 2006 itibariyle yürürlüğe girdi. Ana ilke, kontrol sistemi için
daha ileri bir uyum ve tarladan sofraya ilkesi kapsamında tüm gıda ve
yem zincirinde uyulması gereken kuralları içeren açık bir AB çerçevesi
oluşuyor. Gıda ve yem resmi kontrolleri, düzenli olarak risk tabanlı
şekilde ve uygun sıklıkta yapılmalı. Sorumlu otorite, personeline
düzenli eğitim sağlamakla yükümlü. Diğer önemli bir nokta ise; izleme,
surveyans, doğrulama, denetim, numune alma, Birlik kuralları veya
uluslar arası tanınan kurallar ve protokolle uygun olarak analiz gibi
uygun kontrol metot ve tekniklerini oluşturmak, Birlik ve ulusal
referans laboratuarları kurmak. Sorumlu otoriteler, tüzüğün etkin
uygulanmasını sağlamak üzere tek bir 'çok yıllık ulusal kontrol
planları' hazırlamak zorundalar.
Yapılan
çalışmalarda bugün gelinen nokta nedir? Ne tür somut adımlar atıldı?
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı' nın, spesifik gıda mevzuatını uyumlaştırma anlamında epey
yol kat etmiş olduğunu belirtebiliriz. Etiketleme, katkı maddeleri,
ışınlanmış gıdalar gibi bir çok alanda, 2001 yılından beri uyum
konusunda önemli bir ilerleme sağlanmış durumda. Zaten 2006 yılı
İlerleme Raporu'nda da bu durum açıklanmıştı. 2004 yılında yeni Gıda
Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, gıda güvenliği ve kontrolü konusunda
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı' nın bu alandaki
yetkilerini devralarak, tek yetkili otorite haline geldi. Ancak, yeni
bir yapılanmaya gidilerek sistemin gereken en uygun şekilde
işlerliğinin · sağlanması önemli. Bu konuda net bir gelişme yok henüz.
Tarladan sofraya gıda güvenliğinden söz ederken elbette hayvan ve
bitki sağlığı tarafını da gıda güvenliği ile bir arada düşünmek
zorundayız. Bu konularda da, özellikle hayvan sağlığı yönünden, daha
yapılması gereken çok şey var.
Bu süreçte
yaşanan en büyük sorunlar neler sizce?
AB Gıda Kanunu ile
uyumlaştırılmış Gıda Kanunu, Yem Kanunu, Veterinerlik Çerçeve Kanunu
ve hijyen ve resmi kontrolleri içeren dörtlü kanun paketinin
tamamlanması çalışmaları henüz tamamlanmış değil. Bu nedenle de, 2002'
den beri yürütülmekte olan ve bir kısmı tamamlanan AB kaynaklı
projelerde, taslakları hazırlanmış çok sayıda uygulama yönetmelikleri
ve tebliğler, yasal dayanak eksikliği nedeniyle yürürlüğe konamıyor.
Mevzuat uyumu ile her şey tamamlanmış olmuyor; mevzuatın doğru ve
gereken şekilde uygulanması daha da önemli. Bunun için gereken
yapıların oluşturulmasına ihtiyaç var. Bunu yaparken, öncelikli olarak
mevzuat uyumunun tamamlanması ve uygulama için idari yapılanmanın, bu
mevzuatın gerekliliklerini karşılayacak şekilde oluşturulması önemli.
Bilindiği gibi, 2006 İlerleme Raporu'nda da kontrol sistemlerinin
zayıf olduğu ve yasal dayanak ile idari yapıların AB mevzuatını
uygulama konusunda eksik kaldığı eleştirisi yer aldı. Tabi en önemli
sorunlardan biri de yetki karmaşası. Bu da, İlerleme Raporu'na, gıda
kontrol sisteminde mevzuatın gereken şekilde uygulanabilmesi ve
sistemde boşluklar oluşmaması amacıyla, merkezi otoritenin
yetkilerinin açık ve net bir şekilde belirlenmesi ve aynı zamanda
belediyelerle bakanlık arasında kontrol sisteminin etkinliğini negatif
etkileyen hususların ortadan kaldırılması gerektiği şeklinde yansıdı..
Kaynak:Gıda Güvenliği
Dergisi, Ocak-Şubat 2007