Beklemediği
yerden yumruk yemek!
Başarım Ölçütleri olmayan
örgüt "yok"tur!
Bir şirket, bir dernek ya da
devlet sonuçta hepsi birer
örgütlenmedir. Her örgütlenmenin
çeşitli gereksinimleri içinde
acaba en önemlisi hangisidir
diye düşünülse sanırım birinci
sıraya "başarım
ölçütleri"
oturmalıdır.
Tanım olarak "başarım ölçütü",
bir örgütün neleri - ne kadar
gerçekleştirebildiğinde
"başarılı" sayılması
gerektiğinin göstergeleridir.
Bir yarış otomobili için
istenilen başarım hızı olabilir.
Ama hızları eşit iki yarış
arabası için bu tek ölçüt
yetmez; bunun için örneğin
sıfırdan yüz kilometreye kaç
saniyede çıkabildiği ikinci bir
ölçüt olarak kabul edilebilir.
Bunlar da yetmezse özgül yakıt
harcamaları, pitstop'ta
harcadıkları süreler gibi daha
fazla sayıda ölçüt gerekecektir.
Ölçütler dolaylı da olabilir
Kuşkusuz ki söz konusu örgüt
büyüdükçe, ilişki alanları
genişledikçe bu tür sayısal
ölçütler yetmeyecek, dolaylı
ölçütler kullanılmaya
başlanacaktır.
Örneğin bir dernek için başarım
ölçütlerinden birisi de
"üyelerinin memnuniyetleri"dir.
Bu ise doğrudan değil ama ancak
bir(kaç) dolaylı ölçütle
değerlendirilebilir. Örneğin,
bir memnuniyet anketinde
sorulabilecek "dernekten
temel beklentiniz nedir?"
gibi bir soruya verilebilecek
hemen hepsi de öznel yanıtlar
birer "dolaylı ölçüt" olarak
kullanılabilir.
Sistem beklentileri temsil
etmelidir
Eğer tüm beklentileri yeteri
doğrulukta temsil edemeyen bir
başarım ölçütü sistemi -ya da
sistemsizliği- varsa pekala son
derece mutlu bir şekilde yaşam
son bulabilir. Örneğin sadece
aracın hızını ölçüt almış,
gerisine boş vermiş bir yarış
otomobili firması, aşırı yakıt
harcaması nedeniyle pistin
ortasında yakıtsız kalma
tehlikesine açıktır.
Devlet gibi, sadece o an
yaşayanlar için değil, geçmişte
yaşamış ve gelecekte
yaşayacakların da beklentilerini
tatmin etmekle yükümlü
örgütlenmelerde başarım
ölçütleri, işte bu nedenle küçük
örgütlere göre çok daha
yaşamsaldır.
Cari açık önemli mi önemsiz
mi?
Birkaç yıldır Türkiye'de
ekonomistler ve ekonomi
yorumcuları cephesinde bir
tartışma var: Bir bölümü cari
açıktaki artışın önemli
olmadığı, ekonominin büyük bir
değişim içinde olduğu,
dolayısıyla da dünyayla
bütünleşimin bütün
olumsuzlukların ilacı olacağını
savunuyorlar.
Bir diğer kesim ise cari açık
artışının olası bir kriz riskini
giderek büyüttüğünü, bu açığın
halen sıcak para girişi ile
finanse edildiğini, bu finansman
kaza ve/ya manipülasyon yoluyla
durursa büyük bir ekonomik
çöküntü yaşanacağını
savunuyorlar.
Büyük resim ne?
Bu görüşlerden hangisinin ne
dereceye kadar doğru olduğu bu
işin uzmanlarının konusudur; ama
neredeyse kesin olan, her iki
görüşün de bütüncül bir başarım
ölçütleri sistemine değil, büyük
resmin ancak "bir parçasına"
dayandığıdır. Aksi halde
birbirine taban tabana zıt iki
sonuç (zafer ve kriz) aynı anda
söz konusu olamazdı.
Alternatifler tabii ki
olacaktır ama..
Bu karmaşıklıktaki bir başarım
ölçütleri sistemi kuşkusuz
matematiksel kesinlikte
olmayabilir. Ekonomi gibi büyük
ölçüde irrasyonellik içeren bir
alan, halkın memnuniyeti gibi
sosyolojik bir alan, güvenlik
gibi yine ancak dolaylı
ölçütlerle değerlendirilebilen
alanlardan oluşan "bütün" için
alternatif başarım ölçütleri
sistemleri tanımlanabilir.
Ama bu, bu tür sistemlerin
bulunmamasının değil olsa olsa
birden fazla önerinin
çarpışmasının bir gereğidir.
Bu söz tarihe geçmelidir!
Bundan 25 yıl kadar önce ünlü
bir üniversitemizin iktisat
fakültesi dekanının sözleri
kulaklarımda çınlar gibi oluyor:
"Tabii ki olsa iyi olur ama
imkansız denecek kadar zordur!".
Yani:
Kendini başarılı olarak görmek
insanoğlunun en doğal
beklentisidir. Ama beklemediği
yerden yumruk yemek istemeyenler
için zorlukları aşabilecek
insanlara ve üniversitelere
ihtiyaç vardır.
Şubat 25, 2007
Performans göstergeleri (performance
indicators)