Şirketlerin
kurucuları
yaşlanınca ...
1. Yeni Nesile
Devrederler
2. Stratejik Ortak
Ararlar
3. Tamamını Satarlar
4. Kapatırlar veya
Kapanır
Bunlardan ilk
seçenek için
araştırmaların
söylediği birinci
nesilden ikinciye %
45"i, ikinciden
üçüncüye % 4"ü
geçtiği şeklinde.
Sayılar farklı
araştırmalarda
farklı olabilir ama
işin ana fikri 100
şirketten 10 taneden
azı üçüncü nesli
görecek. Bunu hemen
test edebilirsiniz,
etrafınızda 60
yıllık kaç şirket
var ?
4 numaralı seçenek
bu yazımın
kapsamında değil.
Bir şirket kapanınca
çalışanları yeni bir
iş bulmaya
çalışacaktır. Bu
yazımızın konusu ise
2 veya 3 numaralı
seçeneklerin
çalışanlar üzerine
etkisi hakkında.
Satın alınma veya
stratejik ortaklık
süreçleri dikkatli
yönetilmezler ise
şirketlerin
kapanmalarına sebep
olabilir, bunun
temel nedeni
çalışanların
konsantrasyon kaybı
ile beraber şirkete
yön gösteren
değerlerin artık
geçersiz veya
belirsiz hale
gelmesindendir,
bazen de satın
alacak olan şirketin
boyundan büyük işe
kalkışmasından
olabilir.
Satın alacak
şirketin boyundan
büyük işe kalkışma
durumu yıllar önce
bir dostumun
şirketinin başına
geldi, ben hikayeyi
sonradan dinlediğim
için duyduğumda iş
işten geçmişti.
Cirosu ve
yetenekleri oldukça
iyi olan bir şirket
satın alacak olan
şirketin yaptığı bir
hatadan dolayı 1
hafta içinde yok
oldu. Bu hikayenin
kahramanları için
çok acı, olayı
öğrenen kişiler için
ise büyük bir hayat
dersi oldu.
Bir şirketin sahip
değiştirme veya
stratejik ortak
edinme süreci
çalışanlar üzerinde
büyük belirsizlik
rüzgarı estirebilir.
Şirket bu süreçte
entellektüel
sermayesinin bir
kısmını istemeden
kaybedebilir. Bütün
çalışanların aklına
şu sorular
gelecektir ...
1. Benim bir işim
var mı ?
2. Kime bağlı
olacağım ?
3. Maaşıma ne olacak
?
Bu üç soru cevap
bulana kadar diğer
tüm konuşmaların,
stratejik
nutukların, gelecek
senaryolarının hiç
bir önemi yoktur.
Önce bu sorular
cevabını bulmalıdır.
Benim bir
işim var mı ?
Maslow (ihtiyaçlar
hiyerarşisi teorisi)
demişki belirli bir
kategorideki
gereksinimler tam
olarak karşılanmadan
kişi bir üst
düzeydeki
kategorinin
gereksinimlerini
algılamaz, böyle
gereksinimleri
yoktur. İşte onun
sıralaması (Vikipedi,
şema için tıklayın
>>>)
-
Fizyolojik
gereksinimler
-
Güvenlik
gereksinimi
-
Ait olma
gereksinimi
-
Sevgi,
sevecenlik
gereksinimi
-
Saygınlık
gereksinimi
-
Kendini
gerçekleştirme
gereksinimi
Buna göre iş ve
geçim endişesi olan
insanın bundan öte
düşünebileceği bir
şey olamaz.
Gördüğünüz gibi
Maslow hepimizin
ruhuna tercüman
olmuş. Dolayısı ile
birleşme veya el
değiştirme durumunda
önce bu soru
cevabını bulmalı.
Bu cevap alınmadan
çalışanlar diğer
söylenenleri
duymayacaktır.
Bu endişeyi
devamlı olarak işsiz
kalabileceğini
düşünen herkes
hisseder herhalde.
Daimi olarak negatif
mesaj yayınlayan bir
yöneticinin kendi
bakış açısını
birlikte olduğu
insanlara aktarmakta
niçin zorlandığını
ve niçin
anlaşılamamaktan
şikayet ettiğini
Maslow sayesinde
keşfetmiş
olabiliriz. Çünkü
yöneticiyi
dinleyenlerin
aklında "benim bir
işim var mı"
endişesi canlı ise
diğer söylenenleri
duymayacaktır.
Negatif motivasyonu
uygulayan ve
başarılı gibi
gözüken
yöneticilerin
benzerlerine göre
çok daha fazla
çalışmaları, gergin
olmaları
aktaramadıkları
fikirlerini
kendilerinin
uygulamak zorunda
kalmasından
olabilir.
Kime bağlı
olacağım ?
Kime bağlı olacağım
endişesi ortalıkta
bir birleşme,
satılma olmasa bile
"kime bağlıyım ben"
şeklinde
yaşanabilir. Bazı
şirketlerden iş
süreçleri, yetki ve
sorumluluk
belirsizliği birden
fazla yönetici
yaratabilir.
Birleşmelerde ise
ortaya yepyeni bir
durum çıkar, eskiden
tıkır tıkır çalışan,
az sorumlulukla
yürütülen işler
şimdi ne olacaktır !
Daha az bilgi ile
hareket eden
insanlarda "korku"
miktarının arttığı
uzmanlarca
belirtilen bir şey.
İnsanların
bilinmeyenler yerine
"korku" koyması
onların aynı zamanda
elini kolunu bağlar,
ne onlar ne de
şirket ilerleyemez.
Şimdi
gelelim maaşıma ne
olacak sorusuna
Bu durumda insanlar
maaşım kaç lira
olacak diye
sormazlar, ilk soru
gerçektende "maaşıma
ne olacak"
sorusudur.
Nasıl alacağım, ne
kadarı elime nakit
geçecek, kazandığım
haklar ne olacak,
performansımı nasıl
dikkate alacaklar
...
Bir çok insan için
nakit olmayan
değerler de çok
anlamlıdır. Yönetime
yakın olmak, bir şey
yaratıyor olmak,
kariyer imkanı,
performansın
değerlendirilmesi
...
Siz onlarla yıllarca
beraberdiniz, onlar
sizin değer
yargılarınızı,
performansı nasıl
değerlendireceğinizi
öğrenmişlerdi. Şimdi
ise başka bir dönem
başlıyor,
yöneticiler
değişiyor, iş
süreçleri değişecek
... hedefler,
vizyon, değer
yargıları ...
Bütün bunlar belki
de tarafsız bir ekip
tarafından
yönetilmediğinde
önemli entellektüel
kayıplar ve peşinden
beklenmedik iş ve
pazar kayıpları
yaşanabilir. Gelecek
10 yıl içinde çok
sayıda şirketin bu
tür bir sürecin
parçası olacağını
düşünüyorum ve bu
konu hakkında
şimdiden çalışmaları
gerektiğine
inanıyorum.