Wikileaks ve Totaliter Şirketlerin
Özgürlüğümüzü Kuşatması
İşte size emperyalizm kulelerinin ensemizdeki
varlığını hissettiren Wikileaks
belgeleri.. Ve bu belgelerin açığa çıkmaması için var
gücüyle çabalayan totaliter dev şirketlerin ( visa,
mastercard vs.) tek vücut olup, kazançları söz konusu olunca
devletleri ve kurumlarını nasılda oyuncak ettiklerinin
hikayesi.
Fakat bu hikayenin içinde bir hikaye daha var
ki, günlük is ve yaşam hayatımızdaki irili ufaklı kayıp ve
aksiliklerin aslında birer tesadüf olmadığını, uluslararası
bir planın parçası bize anlatıyor.
Devletler sırlarını diğer devletlerden değil
daha çok kendi vatandaşlarından saklar. Devletler için
Wikileaks
belgelerindeki bilgiler öngörülemez değildi elbet.
Belgelerden çıkan şimşekler devletlerden
sonra şirketlere de sıçradı. Önce Shell' in sonra Pzifer' in
adı geçti belgelerde. Pfizer gecikmeden Nijerya' da insanlar
üzerinde deneyler yaptığını ve rüşvetler verdiğini
yalanladı. Shell' in Nijerya' nin bütün bakanlıklarında
adamları olduğunu iddia eden belgeler kamuoyuna yansıdı.
Shell' de bunu yalanladı.
Modern cağın en önemli entellektüellerinden
biri olan Noam Chomsky şirketler hakkında önemli tespitlerde
bulunuyor, diyor ki; "İnsanlık tarihindeki en totaliter
kurum şirkettir. En totaliter olmasa bile
yakındır. Şirket, otoritenin katı bir şekilde yukarıdan
aşağıya uygulandığı, denetimlerin sahipler ve yatırımcıların
elinde toplandığı merkezi olarak yönetilen bir kurumdur. Bir
şirket örgütlenmesinin içindeyseniz yukarıdan emirler alıp
aşağıya iletirsiniz.", "Şirketler iktidarın uzlaştığı
muazzam
yapılardır. Gerçektende iktidarın tek elde toplandığı,
gerçek anlamda ulus ötesi yapılardır. Halkın denetimi ve
katılımına karşı nerdeyse tümüyle koruma altındadır. Bu
durumun kesinlikle değişmesi gerekir."
Amerikan Başkanlığına tekrar aday olmaktan,
dev şirketler tarafından kurulan baskıyla vazgeçen Thomas
Jefferson bakın şirketler için ne diyor: "İktidar bankacılık
kurumlarının ve para babası şirketlerin eline geçerse
demokratik deneyim sona erecektir.".
Dünyaya globalizmi ve kapitalizmi yayan
totaliter şirketlerin kontrolündeki Amerika bu gün dünyada
en zor mal satabileceğiniz ve pazarına en zor
girebileceğiniz ülkedir. Fakat iş 3. dünya ülkelerine
gelince gümrüklerde açılıp saçılmanın, paraya teslim olmanın
demokrasi olduğu size en büyük gerçek olarak sunulur.
Eğer bir ülkenin, global ekonomiye ayak
uydurmasını ve totaliter dev şirketlere entegre olacak
yapılar oluşturmasını istiyorsanız, en önemli gider olan iş
gücünü ucuzlatmanız gerekir. Önce ilk şart tavan yapmış bir
işsizliktir. Daha sonrasında is bulamayan bir gençler
ordusundan istediğinizi istediğiniz ücrette ve şartta
çalıştırabilirsiniz. Böylece anlamayanlara ülkemiz büyüyor,
çok çalışıyoruz, kişi başına düşen milli gelir yükseliyor
mavraları atabilirsiniz. Maalesef ki istatistik karın
doyurmuyor.
1 + 1000 = 1001 ediyor belki ama ortalaması
alınıp ikiye bolünse bile elinde bir olanın kaderini
değiştirmiyor.
Bu gün bu uluslararası totaliter şirketlerin
girdikleri ülkelerde varlıklarından en çok rahatsız
oldukları kesim, serbest meslek erbaplarıdır. Küçük
esnaftır, veteriner hekimdir, dişçidir, eczacıdır,
doktordur,
avukattır, mühendistir, muhasebecidir vesaire vesaire.
Bu gün devletlere ve onlarda nüfuz sahibi
olan şirketlere en büyük muhalefeti yapan bu patronsuz
grubun kendi şahsi mesailerine dayalı çalışma biçimleri ve
kendilerine ait ozel kanunları vardır. Asıl rahatsız olunan
ise bu gruptaki bireylerin oluşturduğu iktidarın değneğinden
uzakta olan meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıdır.
Doktoru hastane patronuna, mühendisi müteahite, esnafı
zincir marketlere uşak yapmaya çalışanların asıl hedefi
çatlak, muhalif sesi kesmek, totaliter şirketlerin
arsızlıklarına zemin
hazırlamak, uslu kobaylar yaratarak sömürüyü
kolaylaştırmaktır.
İşte asıl defans burasıdır. Kendi iş
yerlerimizdir.
Ya hepimiz susturulmuş ve şirketlerin alt
kademelerinde okyanus ötesinden gelen emirleri uygulayan
kendi inisiyatiflerine sahip olamayan, örgütlenemeyen
sermayeye bağımlı insanlar oluruz...
Ya da kendi namahremlerimizde kendi
mesleklerimizi, işlerimizi kamu yararına ve kendi nam-ı
hesabına (!!!) icra eden, bağımsız bir örgütlenmeye sahip,
sorgulayan, ülkesini; dev şirketlerin, sağlığımız ve doğal
zenginliklerimiz üzerinde cirit attığı bir "disneyland"
olmaktan alıkoyan özgür insanlar oluruz.
Ve bu özgürlüğe giden yol aslında şu anda var
olduğumuz, ekmeğini yediğimiz, sahip olduğumuz
işyerlerimizdir, siperlerimizdir. Bu siperleri geçmişte
bizim için kazıp bırakan büyük insanları utandırmayalım.
22.12.2010
Uğur BAZAN