Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    > Kırsal Kalkınma
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

 

Tarım ve kırsal kalkınma

Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası

İlk olarak 1962’de yürürlüğe konulan Ortak Tarım Politikası (OTP), o günden bu yana birkaç önemli reforma tabi tutuldu. Son reform 2003 yılında kilit öneme sahip belli başlı sektörlerde gerçekleştirildi (sığır eti, süt, tahıl)[1], ardından da AB’deki tarımsal üretimin en önemli kısmını kapsayacak şekilde genişletildi (şeker[2], tütün[3], meyve ve sebze[4]). Reform, halkın yüksek gıda güvenliği, hayvan refahı ve çevre standartlarına uygun olarak üretilen kaliteli ve uygun maliyetli ürün taleplerini dikkate almayı amaçlıyordu. Aynı zamanda, çiftçilerin rekabet gücünün ve piyasa yönelimlerinin desteklenmesi hedefleniyordu. Reformun kilit unsurları şöyleydi: (1) üretim faaliyetlerine bakılmaksızın çiftçilere sabit fiyat desteği sunan tek arazi ödemeleri. (2) Çapraz-uyum. Tek arazi ödemesi gıda güvenliği, hayvan refahı ve çevre konusunda belirli ortak standartların yerine getirilmesi koşuluna bağlıdır. (3) Kırsal Kalkınma Politikası, Kırsal Kalkınma için yeni Avrupa Tarım Fonu’nun oluşturulmasıyla güçlendirilmiştir. Bu fon bu alanda önceden yapılmış olan çabaları tutarlı bir çerçeve içinde devam ettirmektedir.[5]  (4) Sıkı bir mali disiplin getirilmiştir. (5) Rekabet gücünün artırılması ve piyasaların dengelenmesi amacıyla kilit öneme sahip bazı tarımsal ürünlerin (sığır eti, süt, tahıl) fiyatı düşürülmüştür. Reform süreci kesinlikle devam edecektir ve OTP, Türkiye’nin AB’ye katılacağı gün daha fazla değişmiş olacaktır. 20 Kasım 2007 tarihinde, Komisyon OTP’nin yukarıda belirtilen hedefler doğrultusunda daha fazla değiştirilmesini öneren ‘sağlık karnesini’ yayınladı.[6]

 Türkiye’ye yönelik fırsatlar

Ortak Tarım Politikası, Türk çiftçi ve tüketicilerine açıkça tanımlanmış ortak hedefler üzerinde odaklanan istikrarlı ve şeffaf bir politika ortamı sağlayacaktır. Buna sadece Ortak Pazar Kurumları değil, aynı zamanda kırsal kalkınma politikası ve yüksek gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve çevre standartları da dâhildir. Bu standartlardan hem tüketiciler fayda görecek, hem de Türk çiftçileriyle tarımsal işletmelerin uluslararası rekabet gücü artacaktır. Türkiye yarım milyar tüketicinin bulunduğu ortak pazarın bir parçası haline gelecek, Türk tarımı da başarılı ihracat sektörlerini daha da geliştirebilecektir. Özellikle meyve ve sebze üreticileri AB piyasalarına serbest erişimden faydalanacaktır. Artan rekabet tahıl ve et ürünlerinde fiyatların düşmesine sebep olacaktır, bunun da söz konusu ürünlerin iç piyasada daha fazla tüketilmesine yol açması beklenmektedir.[7] Türkiye’de şu an kişi başına tüketilen hayvansal ürün oranı 25 AB devletindeki oranın sadece %40’ı ile %60’ı arasında değişmektedir. Standartlara ulaşılması ve rekabet gücünün artması için AB ülkelerine yapıldığı gibi Türkiye’ye de mali destek sağlanacaktır.

 Önemli güçlükler

AB’nin gıda güvenliği ve hijyen standartlarına ulaşılması için tarımsal işletmelere ve işleme endüstrisine yatırım yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemelere uymayan ve kendini modernleştiremeyen işletmelerin kapatılması gerekecektir. Türkiye her ne kadar meyve-sebze gibi alt-sektörlerde yüksek rekabet gücüne olsa da, aynı durum tahıl ve sığır eti gibi kilit ürünlerde söz konusu değildir. Bu ürünlerin Türkiye’de şu anki fiyatları 25 AB ülkesindeki fiyatların %50 ila %70 üstündedir. Dolayısıyla, AB’ye katılım üzerine bir şok yaşanmaması için, bu piyasaların reformdan geçmesi ve fiyatların AB ya da dünya piyasası seviyesine çekilmesi gerekmektedir. 

Başarıya giden yol: Ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikasının uyumlulaştırılması

 Son on yılda, Türk tarım politikası Ortak Tarım Politikası (OTP) reformları doğrultusunda önemli reformlara tabi tutuldu. Dünya Bankası’nın desteğiyle Türkiye iç fiyat desteğini azalttı ve üretimden bağımsız olarak sabit oran üzerinden ödenen doğrudan gelir desteği ödemelerini getirdi. KİT’ler ve satış kooperatifleri için özelleştirme programı uygulamaya konuldu. AB’nin desteğiyle Türkiye bitki sağlığı mevzuatı ve organik tarım dâhil, belli alanlarda AB’ye uyum sağladı. Ancak bununla birlikte, Türkiye 2005’ten itibaren doğrudan gelir desteği ödemeleri trendinde kısmen geri dönüş yaparak OTP’ye uymayan fiyat desteği sistemini tekrar yürürlüğe koydu.

AB’nin Türkiye’ye yönelik katılım öncesi yardımı

2002 yılında beri AB, katılım hazırlıkları ve AB yönetmeliklerine (“müktesebat”) uyum sürecinde yardımcı olmak amacıyla Türkiye’ye fon imkanı sağlıyor. Katılım öncesi yardım 2002’de 126 milyon €’dan 2007’de 500 milyon €’ya yükseldi, 2009 yılına kadar da 569 milyon €’ya yükselmesi bekleniyor. Tarım sektörünün önemi dikkate alınacak olursa, tarıma önemli miktarda yardım ayrıldı, bundan sonra da ayrılmaya devam edecek. 2006 yılına kadar kurumsal gelişme için bu sektöre 15 proje aracılığıyla toplam 166 milyon € sağlandı. Bu fonlardan faydalanan başlıca kurum Tarım ve Köyişleri Bakanlığı oldu. 2007’de yeni bir Katılım-öncesi Yardım Mekanizması (IPA) devreye girdi. Bu mekanizma sadece kurumsal gelişim bileşenini değil, aynı zamanda kırsal kalkınmaya ayrılmış bir bileşen (IPARD) de içeriyor. Bu programın uygulanmasından IPARD ajansıyla birlikte Tarım ve Köyişleri Bakanlığı sorumlu olacak. Ajans resmi olarak yasa ile Mayıs 2007’de kuruldu ve şu an ulusal onay ile AB tarafından onaylanmayı bekliyor. Onay çıktığı zaman, çiftçiler ve faydalanmak isteyen diğer kişiler fonlara müracaat edebilecek. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı fonlara başvuru sürecinin 2008 yılı sonunda mümkün olabileceğini düşünüyor.   

 Sonuçlar

Türk tarımının katılım sürecinde potansiyelini ve fırsatları tam olarak kullanması ve karşılaşılan güçlüklerin olumsuz etkilerinin minimuma indirgemesi açısından Türk tarım politikası reformu ve müktesebata adım adım uyum kilit önem taşımaktadır. Yapısal zayıflıkların üstesinden gelinebilmesi için sektörü yeniden yapılandıran ve AB standartlarını gerçekleştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir kırsal kalkınma politikasına ihtiyaç vardır. IPARD fonları bu amaçla kullanılabilir, ancak başka kaynaklardan da destek sağlanması gerekmektedir. IPARD programının başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için çiftçilerin imkânlar ve program koşulları hakkında bilgilendirilmeleri ve eğitilmeleri gerekmektedir. Türk tarım sektörünün rekabet gücünün artırılması amacıyla ulusal politikada yapılacak bir reform korumayı azaltmalı, mevcut ticari tercihleri (sığır eti) tam anlamıyla uygulamalı ve toprak reformu ile miras hukuku reformunu içermelidir. Çiftçilere gereken hizmetlerin (yayım, finans) sağlanabilmesi için bu sektördeki kurumların güçlendirilmesi gerekmektedir. Özelikle gıda güvenliği, veterinerlik mevzuatı, çiftçi ve arazi kaydı, idare ve kontrol sistemleri ve istatistik alanında olmak üzere, uyum çalışmalarının hızlandırılması gerekmektedir.

 Rekabet gücü artmış bir tarım sektörü tüketicilerin de yararınadır, ayrıca çiftçilere sürekli gelir kaynağı sağlar. Eğer Türkiye tarım ve kırsal kalkınma politikası reformunu ve uyum sürecini devam ettirirse, tarım tüm potansiyelini gerçekleştirebilecektir.


[1] Council Regulation (EC) No 1782/2003
[2] Council Regulation (EC) No 318/2006
[3] Council Regulation (EC) No 864/2004
[4] Council Regulation (EC) No 1182/2007
[5] Council Regulation (EC) No 1182/2007
[7] Cakmak (2006) et tüketiminin %20’ye kadar varan bir oranda artabileceğini tahmin etmektedir.
 
Kaynak:AB Türkiye Delegasyonu,bilgi notu

http://www.avrupa.info.tr/Files//File/PressPacks/agriculture/Bilgi%20Notu%20-%20Tarim%20ve%20Kirsal%20Kalkinma.doc

 
Güncel
 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved