Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar
 
Veteriner Hekimlik Nereye Gidiyor?
İletişim ve Sosyolojik Boyutlu Yaklaşımlar

Prof. Dr. Mehmet MADEN*

İletişim terimi, genellikle güç, denetim, nüfuz, ilişki, değişim, iletme gibi kavramların tanımlanması amacıyla kullanılmaktadır. İletişim toplumsal bir süreçtir ve toplumsal yaklaşımda iletişimin ortak paydası paylaşma ve ortak olmadır. Bireysel açıdan bakıldığında iletişim, iki kişiyi birbirine bağlayan bir kanaldır ve kişilerin algılarını ortaya koyma ve iletiyi nakletme imkânı sağlar. Bu şekli ile bireysel veya kişilerarası iletişim tüm insan iletişiminin temelidir (Lazar, 2001).

Kişiler arası iletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. Bu iletişimin temel kuralları tanımlanmıştır:

· Birinci kural; “Karşımızdaki kişilere saygı duymak; onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek, olduğu gibi benimsemektir.”

·    İkinci kural; “Gerçekçi ve doğal davranmak; abartıdan uzak olmak, olduğu gibi davranmaktır.”

·     Üçüncüsü ve en önemli kural, “empati” yapmaktır.  

Empati, iletişimin en önemli öğesidir. Empati kavramı, olayları karşımızdakinin penceresinden görmeye çalışmaktır. Böylece kurulan duygu ortaklığı, iletişimin gücünü arttırır, karşılıklı olarak anlaşılmaya ve mesajların aktarılmasına olanak sağlar  (Anonim, 2008).

Kişilerarası iletişimin sözel ve sözsüz olmak üzere iki boyutu vardır. Yüz yüze yapılan bu iletişimde bir mesaj alış-verişi yapılır. Bu iletişimde karşılıklı etkileşimlerimizin çoğu konuşmadaki sözlerle gerçekleşmektedir. Zira dil toplumsal yaşamın temelidir. Sözsüz iletişim şekli ise beden hareketleri, jestler veya mimiklerle gerçekleştirilen bilgi alışverişleridir. Bu iletişim şekli aracısızdır ve verici bireyin anlık heyecanlarını yansıtır. Bunlar sadece yayınladıkları anda anlamlıdırlar (Lazar, 2001).

“Konuşmak ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattır.” (Madamme De Stael).  İletişim aynı zamanda; ne söyleyeceğimizi bilmek, bunu ne zaman söylemenin daha uygun olacağına, nerede söylemenin doğru olduğuna karar vermek, en iyi nasıl söyleneceğini düşünmek, olayları basitçe anlatabilmek, akıcı bir dille ve karşımızdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek, dikkati yoğunlaştırmak ve verdiğimiz mesajların alınıp alınmadığını fark edebilmektir.

Günlük yaşamda bireyler çevresiyle iletişim süreci yaşar. Bu süreçte bireylerin toplumsal konumlarına göre yoğun veya hafif düzeyli etkileşimler görülür. Günlük yaşamının önemli bir bölümü, meslektaşlar, dostlar ve aile üyeleriyle birlikte geçer. Konumuzu oluşturan meslektaşlar arası iletişim bir tür grup içi iletişimdir. Grup içi iletişimde ilişkiler, kişisel ağlarla inşa edilir ve insanlar arasında yerleşik, dolaylı ve dolaysız bağların bütünü bu ilişkileri etkiler. Grup içi iletişim, grubun informel veya formel oluşuna göre farklılaşabilir. Formel iletişim (resmi), sınırlarının belirlenebildiği belirli bir çerçevede gerçekleştirilir. İşletmelerdeki iletişim modeli buna örnek olarak verilebilir. Kararlar yukarıda alınır, aşağıya doğru hiyerarşik bir düzen içinde dağılır. İnformel (resmi olmayan) iletişim meslektaşlar veya dostlar, komşular, aile üyeleri arasındaki bağlantılar, etkiler ve ilişkilerle oluşur. Bu iletişim türünde üyeler arasındaki duygusal bağlar etkili olur. Katılım, dayanışma ve ortak kuralların bulunduğu bir iletişim şeklidir. Dayanışma ve bağlılık bu iletişimin temelini oluşturur. (Lazar, 2001).

Veteriner hekimlik mesleği, 167 yıllık köklü bir geçmişi olan saygın bir meslektir. Türkiye’de tıp ve mühendisliğin ardından kurulan üçüncü yüksek okuldur. Her dönemde bünyesinden önemli değerler çıkarmış, toplum çıkarlarını her zaman meslek menfaatlerinin önünde tutmuştur. Bu saygın yapıyı korumak, geliştirmek ve bu bilinçle genç nesillerin güvenli yarınlara ulaşmasını sağlamak, her veteriner hekimin görevi olmalıdır. Bunun için gerekli olan veteriner hekimlik mesleğini iyi tanımak, görev ve sorumluluklarının bilincinde olmak, çalışmalarında ve meslektaşları ile ilişkilerinde meslek ahlakı ve etik ilkeleri gözetmek, meslektaşları, diğer meslek grupları ve halkla uyumlu ilişkiler kurmak, mesleğe bağlılık, üyeler arasında dayanışma ve paylaşımı geliştirmektir.

“Yaşam enerjinizin kaynağı sizin özünüz. Kendi özünüzden koptuğunuz zaman şevkiniz kalmaz.” (Cüceloğlu, 1999). O halde ilk yapılması gereken sahip olduğumuz veteriner hekimlik kimliğinin farkına varmak ve iyi tanımaktır. Sonrası meslektaşlarla iyi iletişim ve meslek ilkelerine titizlikle uymaktan geçmektedir. Başarının anahtarı mesleğini sevmek, mesleğini icra ederken deontolojik kurallara uymak, iyi iletişim, meslektaşlar arasında dayanışma ve bağlılıktır.

Veteriner Hekim Kimdir?

Veteriner Fakültelerinden mezun olarak, diploma almış olanlara "Veteriner Hekim" unvanı ve yetkisi verilmektedir. Veteriner Hekimler, 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun (VHMİK–6343, Madde (m.) 1–2) hükümleri çerçevesinde mesleğini serbestçe icra edebilir.

Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliğinde Veteriner Hekim; Hayvan hastalıklarını önleyen, teşhis koyan, tedavi eden ve hayvan ıslahı ile gelişmesine katkıda bulunan, ayrıca hayvansal gıdaların kaliteli üretimi ve kontrolü için çalışan, zoonozlarla mücadele ederek halk sağlığını koruyan, 6343 sayılı Kanuna göre veteriner hekim ünvanı kazanmış kişi olarak tanımlanmaktadır.

Veteriner Hekim; hayvan sağlığı, hayvan refahı, halk sağlığı veya çevre koruma ile ilgili görevler verilen ve ilgili otorite tarafından işe alınan ya da kendisi ile mukavele yapılan veteriner hekimdir (Altuntaş, 2002).

Türk Dil Kurumu (TDK), Güncel Türkçe Sözlüğünde ise Veteriner Hekim yazıldığında herhangi bir tanımlama yoktur. Ancak “Veteriner” yazıldığında, karşılığında “Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman, baytar” ifadesi ile karşılaşılmaktadır (www.tdk.org). Bu tanımlama veteriner hekimlik camiasının kendi tanımı konusundaki duyarsızlığının önemli bir örneğidir. Zira internet erişimine açık ve ülkemizin önemli bir kurumunun, hakkımızdaki düşüncelerinin bir resmidir. Aynı zamanda meslek örgütlerimizin de sahiplenme yaklaşımının bir örneği olması bakımından dikkat çekicidir. Oysa meslektaşlarımızın kadrosu, 2004 yılına kadar resmi kurumlarda "Veteriner" olarak ifade edilirken, T.B.M.M. ‘ye verilen bir önerge doğrultusunda 13.12.1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye bir geçici madde ilave edilerek, "Ekli cetvellerde yer alan "Veteriner" unvanlı kadrolar, "Veteriner Hekim" olarak değiştirilmiştir. Halen bu kadrolarda çalışmakta olan personel başka bir işleme gerek olmaksızın yeni kadrolarına atanmıştır" şeklinde düzeltilmiştir (Maden, 2007).

İnternet üzerinden sözlük hizmeti sunan Vikipedia’ da; “Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla, gıda kontrol hizmetleri ve zoonoz hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir. Veteriner hekimlik mesleği, dünyada en eski tarihe sahip mesleklerinden birisidir. Hayvanların evcilleştirilerek insanlara faydalı olmaya başlamasıyla birlikte veteriner hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya başlamıştır” şeklinde bir tanımlama yer almaktadır (www.wikipedia.org).

Farklı ifadelerle verilmekle birlikte, ortak noktalara işaret eden tanımlar bu şekilde uzayıp gitmektedir.  Bugün mensubu olduğumuz veteriner hekimlik mesleğinin önemli bir kimliği ve çok önemli görevleri vardır. Veteriner hekimler bu yıl itibarı ile 167. kuruluş yıldönümünü idrak eden, köklü bir geçmişe sahip ve saygın bir kurumsal yapının mensuplarıdır. Bu çerçevede Veteriner Hekim Kimdir? sorusunun cevabı daha kapsamlı olmalıdır:

“Veteriner Hekim, hayvan sağlığı ve hayvanlar üzerinde yapılacak tüm müdahalelerde söz ve tek eylem sahibi olan, koruyucu hekimlik hizmetleri ve hayvan ıslahı ile hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunan, hayvansal ürünlerin kontrolü ile tüm üretim ve pazarlama aşamalarında sağlık ve kalite güvencesini sağlayan, gıda güvenliği ve zoonoz hastalıklarla mücadele kapsamında doğrudan halk sağlığının korunmasında görev alan, doğal hayatın, çevrenin ve nesli tükenmekte olan hayvanların korunmasında aktif çalışmalar yürüten, hayvan hakları ve hayvan gönenci kapsamında önemli yükümlülükleri bulunan köklü bir geçmişe sahip, saygın bir kurumsal yapının mensubudur.”

Böyle kapsamlı bir tanımlamanın tarihi değerlendirmelere de daha uygun olduğuna kanaatim tamdır. Ayrıca merhum Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ifadesiyle bir okyanus kabul edilen veteriner hekimlik için böyle bir tanımlama daha tatminkârdır. TDK’ya internet yoluyla yaptığımız veteriner hekim tanımının yenilenmesi başvurusundan sonra “Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman, baytar” şeklindeki tanıma ek yapılarak “veteriner hekim   İng. veterinarian, veterinary doctor, Hayvan hastalıklarının tanı ve tedavisi, hayvanların ıslah ve üretimi, üretiminden tüketimine kadar olan tüm aşamalarda hayvansal ürünlerin halk sağlığı açısından muayene ve denetimi işlevlerinden sorumlu hekim, veteriner, baytar” ifadesi eklenmiştir. Güncel Türkçe Sözlük arama motoruna veteriner hekim yazıldığında bu ifade çıkmaktadır.  

Veteriner Hekimlerin Mesleki Kimliği ve Sorumlulukları

Veteriner hekimin mesleki kimliği ve sorumlulukları, veteriner hekim andı ile belirlenmiştir. Bu kimliğin gerektirdiği yasal ve ahlakî değerler, bu yemin çerçevesinde şekillendirilmiş ve yasal düzenlemelere dönüştürülmüştür. Bu bağlamda ülkemizde veteriner hekimlerin sorumlulukları, çalışma usulleri ve meslek içi ilişkiler “Veteriner Hekim Andı” ve “Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği” ile düzenlenmektedir.

Veteriner Hekim Andı, Türkiye’de ilk kez 1981 yılında “Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılını Kutlama Programı” çerçevesinde Prof. Dr. Ferruh Dinçer tarafından kaleme alınarak uygulanmıştır. Veteriner Hekim Andının bugünkü şekli, yine Prof. Dinçer tarafından 1997 yılında yeniden düzenlenerek, 25. Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Kongresinde kabul edilmiştir. Bu son metin Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi tarafından onaylanarak 18 Temmuz 1997 tarihinde tüm Veteriner Hekim Odalarına gönderilmiştir (Gül ve Özkul, 2006).

Veteriner Hekim Andı, veteriner hekime yönelik beklentilerin belirlendiği, veteriner hekimin amaçlarının genel hatlarını çizen etik kodları kapsamaktadır. Temel etik değerleri yansıtabildiği ve veteriner hekimleri, meslekî uğraşlarında yönlendirebildiği ölçüde işlevsellik kazanacağı düşünülen bu metin, doğrudan bağlayıcı olmaktan daha çok simgesel bir özellik taşımaktadır (Arslan ve ark. 2001).

Türkiye’de veteriner hekimlerin hayvana-hastaya; hayvan-hasta sahibine, meslektaşlarına ve ilgili meslek gruplarına yönelik ödevleri; başka bir deyişle meslekî uygulamaları sırasında uymak zorunda oldukları yasal ve ahlakî yükümlülükleri ise 9 Temmuz 1994 tarihinde çıkarılan Veteriner Hekimliği Deontoloji Yönetmeliği ile bağımsız olarak yasal güvencesine kavuşabilmiştir. İşlevselliğini 12 yıl kadar koruyan bu Yönetmelik, Türkiye’de veteriner hekimliği mesleğinin “anayasası” olarak anılan ve mesleğin ülke genelinde icrası ile icrayı yürütecek ve denetleyecek olan organların kuruluş tarzı ve işleyişlerinin yasal dayanağını oluşturan 6343 sayılı Yasanın 47 ve 62’nci maddeleri uyarınca hazırlanan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin yayımlanması ile yürürlükten kalkmıştır (Gül ve Özkul, 2006).

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği (TVHB-UY)’nin sekizinci bölümü “Deontoloji” başlığı altında, meslek yemininden başlayarak, veteriner hekimlerin görevleri, meslek onurunu zedeleyici davranışlardan kaçınma, veteriner hekimin diğer meslek üyeleri ile ilişkileri, ilk yardım, meslekî davranış, meslekî sırların açıklanmaması, meslektaşlar arası ilişkiler, veteriner hekimlerin karşılıklı münasebetleri, kişisel veya meslekî bilgilerin açıklanması, veteriner hekimler arası müşteri ilişkileri gibi veteriner hekimlik mesleğinin icrası ile ilgili iletişim kuralları ve meslektaşlar arası ilişkilere yasal bakış açısı getirmektedir.

Bu yönetmelik hükümleri çerçevesinde Birlik ve organlarınca alınacak tüm kararlara, veteriner hekimler uymak zorundadırlar (TVHB-UY, m.112). Uymayanlar için disiplin soruşturması açılır. Soruşturmada disiplin işlemleri; soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki bölüm hâlinde yapılır.
İlk inceleme ve soruşturma sonrasında ilgiliye, üzerine atılı bulunan suç açık ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunma otuz günlük süre tanınır (m. 119). Soruşturma bildirim veya yakınma, Merkez Konseyinden gelen bildirim, oda yönetim kurulunca gerek duyulması, üzerine kendiliğinden yapılır (m. 120).

Bu yönetmelikte yürürlükten kaldırılan Deontoloji yönetmeliğinin önemli bir kısmı korunmuştur. Ayrıca temel etik ilkeler, hekimin yansızlığı, vicdanî ve meslekî kanılar gibi konularda bazı güncellemeler yapılmış, Avrupa Birliği uyum süreci dâhilinde, hayvan hakları ve hayvan refahı gibi konularda önemli düzenlemeler ve ödüllendirme gibi yenilik ve ekler de getirilmiştir.

Bir mesleğin gelişmesi, toplumsal statüsünün yükselmesi, kabul görmesi ve özendirilmesi, meslek mensuplarının toplum içerisinde kabul gören başarılı bireyler olması, özverili çalışmaları ve çabalarıyla meslek alanına giren konularda ülkesine önemli katkılar sağlaması, entelektüel birikimleri ile toplumda kanaat önderi olması gereklidir. Bunun için meslek mensupları mesleğini sevmeli, mesleğine bağlı olmalı, moral ve motivasyonunu bulunduğu mevkinin gerekleri doğrultusunda yoğunlaştırmalıdır. Bunun için başarılı meslek mensuplarının tanıtılması, çalışmalarının takdir edilmesi ve ödüllendirilmesi oldukça yararlı bir uygulamadır. Nitekim önceki deontoloji yönetmeliğinde yer almayan ödüllendirme uygulaması TVHB-UY’de  “Veteriner hekimlik mesleğinin gelişmesine ve saygınlığının artmasına katkıda bulunmak ve bu çabalarda toplum yararının gözetilmesini sağlamak, veteriner hekimlik hizmet alanlarında bilimsel ve hizmet nitelikli çalışmaları desteklemek ve özendirmek amacıyla kendi üyeleri yanında gerçek ve tüzel kişilere, Merkez Konseyi ve oda yönetim kurullarınca, Merkez Konseyi tarafından hazırlanacak yönerge hükümlerine göre ödül verilebilir”  şeklindeki 170. madde ile yer almıştır. Bu uygulamada elbette bilimsel kuralları gözeterek, toplum yararı, mesleki başarı ve liyakat dikkate alınarak değerlendirmeler yapılmalıdır. Bu değerlendirmelerle başarılı bulunan insanların tanıtımı ve ödüllendirilmesi, aynı zamanda mesleğimizin tanıtımı ve ödüllendirilmesi olarak kabul edilmelidir.

Bu noktadan yola çıkarak, veteriner hekimlerin görev ve yetkileri, sorumlulukları, bir meslek grubunun üyesi olarak toplum içindeki yeri, mesleğine, meslektaşlarına, hayvanlara ve hasta sahiplerine karşı yükümlülükleri yasal ve deontolojik düzeyde ele alınacaktır. Ayrıca bu çerçevede ülkemizde veteriner hekimliğin yeri, meslektaşlar arası iletişim, dayanışma, veteriner hekimlik mesleğinin kurumsal ve sosyal yapısı da değerlendirilecektir.

Veteriner Hekimlerin Görevleri

Bir Veteriner Hekim meslek yaşamı boyunca, Veteriner Hekimliği Andı çerçevesinde hayvan ve insan sağlığına çağdaş hizmet sunma, doğayı ve hayvanları koruma, çevre bilinci, insan ve hayvan yaşamına saygı ilkeleri içerisinde hareket eder (TVHB-UY, m. 62). Tedavi ve araştırmalarında bilimsel yöntemleri kullanır, deontolojik kurallara uyar ve etik ilkeleri gözetir.

Veteriner hekimlerin başta gelen görevleri; görevleri gereği ilişkili oldukları iş, meslek sahipleri ve meslektaşları ile tam bir uyum ve anlayış içerisinde çalışarak, hayvan refahı kurallarına uymak ve uygulamasını temin etmek, hayvan sağlığını korumak, hayvan varlığının ve hayvansal ürünlerin arttırılmasını sağlamak, veteriner halk sağlığını ve gıda güvenliğini sağlamak, hayvan sahiplerinin duygu ve düşüncelerine saygı göstermek olarak belirtilmiştir (TVHB-UY, m. 63).

Veteriner Hekimlik Mesleğinin İcrası ve Meslektaşlar Arası İlişkiler

Veteriner hekim, meslektaşları, ilgili mesleklerin üyeleri, hasta sahipleri ve halkla ilişkilerinde TVHB-UY uyarınca hareket etmek, aynı zamanda diğer mesleklerin de kendilerine ait mevzuat hükümlerini göz önüne alarak ilişkiler kurmak zorundadır (TVHB-UY, m. 65).

Veteriner hekim işyerinde hekimlik görev ve onuru ile bağdaşmayan davranışlarda bulunamaz (TVHB-UY, m. 111). Mesleğini doğrulukla icra etmek ve onu yüceltmek bir veteriner hekimin temel yükümlülüğüdür. Saygın bir meslek grubunun üyesi ve temsilcisi konumunda olan her veteriner hekimin, meslekî faaliyetleri dışında da meslek onurunu zedeleyici davranışlardan kaçınması zorunludur. Veteriner hekim, hekimlik görevini yaparken herhangi bir etki altında kalmaksızın, kişisel kanı ve meslekî inancına göre hareket eder. Uygulayacağı bilimsel yöntem ve tedavinin seçiminde serbesttir (TVHB-UY, m. 64, 67). Veteriner hekim, bilimsel yöntemlere uyarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi yapar. Hastalığın şifa ile sonuçlanmayışı veteriner hekimin başarısızlığını göstermeyeceği gibi bu nedenle veteriner hekimin kınanması da kabul edilemez (TVHB-UY, m. 86).

Veteriner hekimler, kendi aralarında olumlu ve uyumlu meslektaş ilişkileri kurarlar, maddi ve manevi bakımdan birbirlerine yardımcı olurlar, meslekî düşünce ve eylemlerine uzmanlıklarına, bilimsel yetenek ve kişisel becerilerine karşılıklı saygı duyarlar. Uyuşmazlıklarında önce aralarında anlaşma yolu ararlar, bu sağlanamazsa meslek organlarının aracılığına başvurmak zorundadırlar (TVHB-UY, m. 99). Fakat hiçbir şekilde bir veteriner hekimin meslektaşını yermesi, onu küçük düşürecek söz, yazı veya hakarette bulunması düşünülemez. Ayrıca her veteriner hekim meslekten olmayan bir kişinin böylesi eylemlerine karşı da meslektaşını korumak zorundadır (TVHB-UY, m. 100). Adlî ve idarî makamlar ile meslek organlarının mevzuata uygun istemleri dışında bir veteriner hekim dolaylı yolla bile olsa meslektaşı aleyhine kullanılabilecek kişisel veya meslekî her türlü bilgiyi vermekten sakınmalıdır (TVHB-UY, m. 101).

Veteriner hekimler mesleklerini icra ederken, diğer kamu ve tüzel kurum ve kuruluşlar ve farklı meslek grupları ile görevleri gereği ve/veya karşılıklı ilişkiler kapsamında karşı karşıya gelebilmektedir. TVHB-UY, m. 108’ de “Veteriner hekimler, ilgili meslek grupları ile olumlu ve sürekli ilişkiler kurmalıdır. Onların bilimsel özgürlüğüne saygı duymalı, kişiliklerine özen göstermeli, gerektiğinde onlara yardımcı olmalıdır.” İfadesi ile bu tür ilişkilerin sınırlarını çizmekte, fakat veteriner hekimlerin idarî makamlarla olan ilişkilerinde meslekî onurlarına dikkat etmek zorunda olduğu, işveren veya amiri meslektaşı bile olsa, veteriner hekime bilimsel inanç ve kanaatine ve mevzuata ters düşen herhangi bir meslekî baskı yapamayacağı da hatırlatılmaktadır (TVHB-UY, m. 107).

Veteriner hekimlerin ileride aynı kulvarı paylaşacağı veteriner hekim adaylarının eğitimine destek olması, stajyer öğrencilerin yetiştirilmesine katkı sağlaması, öğrencilerin sahayı tanıması, vizyon kazanması ve uygulamalı hekimliği öğrenebilmesine yardımcı olması, veteriner hekimlik mesleğinin onlara yüklediği önemli bir görevdir. Bu görevi icra ederken, veteriner hekimler her türlü tutum ve davranışlarında meslek ahlakı ve etik ilkeleri gözetmelidir. Uygulama yönetmeliği  (TVHB-UY, m. 105) bu konuya “Veteriner hekimler, genç meslektaşlarının ve stajyer öğrencilerin yetişmelerinde onlara bilgi ve görgülerini aktarabilecek ortamı hazırlamak, çalışmalarına katkıda bulunmak, meslekî sevgi ve saygının yerleşmesini ve olumlu yönde gelişmesini sağlayacak şekilde hareket etmek zorundadırlar” ifadesi ile zorunlu yaklaşım olarak bakmaktadır.

Veteriner hekimler arasında en çok problem oluşturan konulardan biri de tedavi yaklaşımları konusudur. Uygulama yönetmeliğinde belirtildiği üzere “Veteriner hekim bilimsel yöntem ve tedavinin seçiminde serbesttir (m. 67), ancak bilimsel yöntemlere uyarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi yapar. Hastalığın şifa ile sonuçlanmayışı veteriner hekimin başarısızlığını göstermeyeceği gibi bu nedenle veteriner hekimin kınanması da kabul edilemez (m. 86) diyerek bu konuda bilimsel kurallar dâhilinde farklı teşhis ve tedavi yaklaşımlarına izin vermektedir.

Hekimlik uygulamalarında, teşhis ve tedavi girişimlerinde meslektaşlar arasında veya hayvan sahipleri arasında bu konuda yaşanabilecek tartışmalar için konsultasyon müessesesi geliştirilmiştir. “Veteriner hekim, hasta sahibinin konsültasyon dileğini saygıyla karşılamalıdır; ancak ret hakkı da saklıdır (m. 87).” Konsültasyon bilimsel bir yaklaşımdır. Tarafların konsültasyon değerlendirmelerinde pozitif bilimin gereklerine uygun davranması ve konsültasyon tartışmasını kişisel bilgi ölçümü, kendini ispat etme veya avantaj sağlama noktasına taşımaması gereklidir.  Bu sebeple konsültasyon tartışması, hayvan sahibinden uzakta yapılmalı, yöntem, teşhis ve tedavide bir değişiklik gerekirse, sonuç konsultant veteriner hekim tarafından meslek ve meslektaşına hiçbir eleştiri getirmeyecek şekilde hayvan sahibine anlatılmalıdır (TVHB-UY, m. 88). Eğer konsültasyonda görüş ayrılığı oluşursa ve hayvan sahibi konsultant veteriner hekimin tedavi yöntemini tercih ederse, veteriner hekim hastayı bırakabilir (m.89). Tersi durumunda konsultant veteriner hekim, tedaviyi uygun görmezse bu konudaki görünüşü tartışmaya meydan vermeden bildirir ve gerekirse konsültasyon tutanağına görüşlerini yazarak imzalar. Tedaviyi değiştirecek hiçbir girişim de bulunmaz (m. 90) ve kendi görüşlerini meslektaşı ile tartışmadan hasta sahibine açıklayamaz (m. 92). Konsultant veteriner hekim, hasta hayvanın veya hasta sahiplerinin, ısrarlı isteği ve hayvanı tedavi eden ilk veteriner hekimin onayı olmadıkça hastayı tedavi edemez. İlk hekim bu durumu onaylamıyorsa hastayı bırakabilir (m. 93). Bu şekilde bir hastayı bırakılabilmesi için başka bir veteriner hekimin tedavi ve girişimlerine olanak verecek zamanın bulunması, hayvanın yaşamının tehlikede olmaması, sahibinin ekonomik yönden zarar görmemesi veya hasta hayvanın çevresine zarar vermesinin önlenmesi koşullarının oluşması gereklidir (m. 94).

Hasta sahibi daha önce bir veteriner hekim tarafından muayene edilmiş ve tedaviye başlanmış olan hastayı, başka bir veteriner hekime götürdüğünde; “Veteriner hekim muayenesini yaptıktan sonra teşhise yardımcı olması bakımından, daha önce bir meslektaşı tarafından yapılmış bir müdahale varsa bunun hakkında bilgi alabilir. Ancak meslektaşını eleştirmekten kaçınmalı ve önceki teşhis ve tedavi girişimleri hakkında yorum yapmamalıdır (m. 91).

Bir başka durum yarıda bırakılan tedavinin yeniden yapılması konusudur. Böyle bir durumda mesleki yaklaşım, veteriner hekimin olayı kabul etmeden önce meslektaşı ile görüşmesi (TVHB-UY, m. 106) tarzında olmalıdır. Zira bu konuda hasta sahipleri ve/veya diğer ilgililerin farklı kanaat ve yaklaşımları olabilir, yanlış değerlendirmeler bulunabilir. Bu tür sorunların çözümünde meslek ilkelerinden taviz vermeden, hayvan sahibinin ve hasta hayvanın mağduriyeti giderilmeli, tartışmalar etik perspektifte değerlendirilmelidir.

Veteriner Hekimlik ve Halkla İlişkiler

Veteriner Hekimler meslek yaşamları boyunca hayvan sahipleri ile yakın ilişki içinde çalışırlar. Bu ilişkilerin her zaman meslek ilkeleri ve karşılıklı saygı ölçüleri içerisinde sürdürülmesi zorunludur. Hayvan sahiplerinin sosyal statüleri, eğitim ve kültür seviyeleri bu ilişkinin boyutunu etkilememelidir (Maden, 2007).

Bir kimse hakkındaki en önemli (olumlu/olumsuz) intibalar, ilk birkaç dakika içerisinde oluşur. Bu ilk iletişimde karşınızdaki kişinin sizin hakkınızdaki değerlendirmelerinin % 90’ı karşılama, selamlama dış görünüm ve kıyafetten etkilenir. İlk intibalar bunu takip eden zaman içerisinde bireyin kendisini ifade eden davranış kalıpları, sözlü ifadelerinde kullandığı dil, jest ve mimikler ile değişebilir veya aynı şekilde kalır. Dolayısı ile ilk karşılaşmada karşı tarafa mesajınız, dış görünümünüz ve beden dili ile oluşur. Bu nedenle kliniklerin yapısı, çalışanların davranışları ve kıyafetleri düzenli olmalıdır. TVHB-UY’nin 110 ve 111. Maddelerinde;  “Veteriner hekim, muayenehanede beyaz gömlek ve işin özelliğine göre özel giysi giyer. Diğer yardımcı personele ise ayrı renkte iş ortamına uygun giysiler kullandırmak zorundadır “ ve  “Veteriner hekim işyerinde hekimlik görev ve onuru ile bağdaşmayan davranışlarda bulunamaz.” İfadeleri ile bu iletişim şekline atıf yapmaktadır.

ABD Idaho Veteriner Sağlık Birliği tarafından yapılan bir araştırmada, hasta sahiplerinin tekrar kliniğe gelmeme nedenleri arasında ilk sırayı muayene esnasındaki olumsuz hekim davranışlarının aldığı bildirilmektedir. Sekiz temel hasta memnuniyetsizliğinin sıralandığı listede, yanlış tanı ve sağaltıma ilişkin şikâyete rastlanmamıştır. Kayıtlı şikâyetlerin % 80 'ini küstah personel davranışları, % 70'ini ise sağaltım giderlerinin açıklanması sırasındaki olumsuz tavırlar oluşturmuştur. Diğer hoşnutsuzluklar arasında randevulardaki aksaklıklar ile hekimi uzun süre bekleme durumunda kalma gibi şikâyetler yer almıştır (Perk, 2001).

Veteriner kliniklerine gelen insanlar genellikle hayvan severdir, bir problemi vardır ve çözüm aramaktadır veya bilgi almak için oradadır. Veteriner hekimden beklentisi, sıcak bir karşılama, yeterli ve doyurucu bilgi, en önemlisi de probleminin karşı tarafça da kavranması ve bu konunun öneminin konuşmalar veya muayene sırasında kendisine hissettirilmesidir. Karşılıklı paylaşılan bu problemin, taraflarca takdir edilmiş olması çözümü kolaylaştırıcı bir adımdır. Ünlü bir hekim olan Al-Razi “İyi bir hekim, aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır.” diyor. Bu vurgu karşılıklı anlayışın çözümleri kolaylaştıracak olmasında yatmaktadır. Bu sebeple gerek meslek içi ve farklı meslek grupları ile gerekse müşteriler ve halkla ilişkilerde, veteriner hekimlik mesleğinin bir üyesi ve temsilcisi konumunda olan veteriner hekimlerin davranış ve hareketlerinde ölçülü ve dengeli olması temel zorunluluk olarak kabul edilmiştir.

Toplum içerisinde herkesin hayvan sever olması beklenemez. Ancak veteriner hekimler hayvan sever ve hayvan hakları savunucusu olmak zorundadır. Konya Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği Başkanı, Emekli Öğretmen Ümit Sürmeli (Börü) “ Çocukları sevmeyen öğretmen, insanları sevmeyen Doktor, hayvanları sevmeyen Veteriner Hekim olmasın.” diyerek bu konuyu hayvan sever gözüyle değerlendirmektedir. Her veteriner hekimin uymakla yükümlü olduğu yasal düzenlemelerde (TVHB-UY) de bu durum açık bir şekilde anlatılmıştır; “Veteriner hekim, hasta sahibinin üzüntü ve duygusallığını anlayışla karşılamak, hasta hayvana gerekli özeni göstermek, onu tedavi etmek ve hayatını kurtarmak olasılığı bulunmadığı durumlarda bile acısını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorundadır (m. 83). Veteriner hekim 8/5/1986 tarihli ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunundaki ilgili hükümler saklı kalmak koşuluyla, hayvan sahibinin özel ve çevresel yaşamına karışamaz. Ancak, hayvanın kendisinin ve çevresinin sağlığı bakımından zorunlu durum varsa gerekli uyarıları ve önerileri yapar (m. 84) ve müşterisine karşı kanunların ve mesleğin kendisinden istediği tüm görevleri yapmakla yükümlüdür (m.85).

Veteriner hekim, mesleğini icra ederken toplum çıkarlarını meslekî çıkarlarının önünde görmek ve üstün tutmak zorundadır (TVHB-UY, m. 69). Bu sebeple genel hekimlik kurallarına aykırı aldatıcı teşhis ve tedavi yapamaz, meslektaşlarını ve halkı yanıltıcı davranışlarda bulunamaz (TVHB-UY, m. 78). Tedavi uygulamalarında, maddi ve manevi olarak en güvenli yöntemi seçmeli ve önceden denenmiş ve yarar sağlamayacağı anlaşılmış olan yöntemleri uygulamaktan sakınmalıdır (TVHB-UY, m. 79).

Hayvan sahipleri, veteriner hekimliği genel mevzuatına, özel ve kamu kuruluşlarındaki yöntem ve kurallara uymak koşuluyla dilediği veteriner hekimi veya kurumu seçmekte serbesttir (TVHB-UY, m. 82). Veteriner hekim, meslektaşının kanunî yollardan sağladığı her türlü işi ve kazancını kendi lehine dönüştürecek bir girişim de bulunamaz (TVHB-UY, m.102).

Bu seçimi etkileyebilecek ve rekabet kurallarını aşan davranışlar, ilan ve reklam yaklaşımının kuralları uygulama yönetmeliğinde ifade edilmiştir. Veteriner hekimler, müşterilerine yönelik gazete, afiş, broşür, el ilanı ve bu gibi her türlü iletişim araçlarında yapacağı duyurularında; adres, telefon numarası, muayene günü ve saatleri, sahip olduğu unvan, acil olaylar için ev adresi ile muayenehaneyi bulmada yardımcı olacak işaretler dışında, reklam niteliği taşıyan frapan renkler, müşteriye maddi ve manevi avantaj sağlanacağını belirten her türlü yazılar, ifadeler, bilimsel ve eğitici nitelik taşımayan ışıklı gösteriler, süslemeler veya aracı, propagandacı gibi meslek gururunu düşürecek nitelikteki uygulamalardan kaçınmak zorundadır. Hatta veteriner hekimlerin her ne sebeple olursa olsun, müşterisine yönelik teşekkür ilanı veya reklam vermesi de yasaktır (TVHB-UY, m.97, 98).

Genel Değerlendirme ve Öneriler

Veteriner hekimlerin toplumsal statüsü, meslek mensuplarının toplum içindeki yeri, mesleğe bağlılık, yaşam doyum düzeyleri, profesyonel yaşam tarzı ve gelir düzeyleri konularında, Türkiye ve dünya ölçeğinde karşılaştırmalar sıklıkla yapılmaktadır. Ülkeler arasında önemli farklar bulunduğu açıktır. Özen ve arkadaşları tarafından 2007 yılında yapılan, Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinde 14 ili kapsayan ve 129 veteriner hekimin katılımının sağlandığı bir araştırmada; meslektaşlarımız mesleğin sosyolojik statüsünü % 68,5 çoğunlukla orta sınıfta görmektedir. Ankete katılan veteriner hekimlerin sadece % 25,2’si mesleğini üst sınıfta gördüğünü söylemektedir. Aynı araştırmada Türkiye’de veteriner hekimliğin durumu konusunda çok ciddi bir sonuçla karşılaşmaktayız. Bu araştırmada veteriner hekimlerin % 85,9’u (% 32,8 çok kötü, % 53,1 kötü) veteriner hekimliğin Türkiye’deki yerini kötü olarak belirtmekte ve meslektaşlarımızın % 57,8’i bu meslek grubunda bulunmaktan memnun olmadığını ifade etmektedir. Araştırmacılar, bunun sebeplerini gelir seviyesindeki düşüklük ve bilinçsiz meslek seçimine bağlayarak, meslektaşlarımızın yaşam doyumu konusunda tatminsizlik yaşadığına dikkat çekmektedirler. Birçok araştırma (Davis, 1988; Musal ve ark., 1995; Ünal ve ark., 2001) yaşam doyumu konusunda oluşan tatminsizliğin en önemli nedeninin mesleğin benimsenmemesi olduğu kanaatinde birleşmektedir.

Veteriner hekimlerin mesleklerini benimsemesi veya halen icra etmekte oldukları bu mesleğin kendilerini tatmin etmemesinin nedenleri nelerdir?  Ülkemizde veteriner hekimlik mesleği neden dünya standartlarında yapılamamaktadır? Resmi kurumlar, meslek örgütleri ve meslek mensuplarının toplum içindeki yeri ve sosyal statüsü nedir? Meslek örgütlerinin veteriner hekimliğin durumu ve gelecek vizyonu konusundaki çalışmaları yeterli midir?

Sorular sorulabilir. Sorumlular aranabilir. Çözümler tartışılabilir. Eleştiri kolaydır. Fakat yapıcı ve çözüme yönelik olmalıdır. Somut öneriler mutlaka bulunur ve değerlendirilebilir. Bu değerlendirmelere bazı örneklerle açıklık getirmek istiyorum.

Adıgözel ve Yazar (2008) meslektaşlarımız arasında yaptıkları bir anket çalışmasında, klinisyen hekimlere “Yaptığınız işi dikkate aldığınızda, eğitiminiz boyunca almış olduğunuz derslerden en önemlisini ya da önemlilerini işaretleyiniz?” sorusunu yöneltilmişlerdir. 28 ilde 252 klinisyen veteriner hekimin katıldığı çalışmada, en önemli derslerde 3. sırada Mesleki Etik ve Deontolojiye vurgu yapılmaktadır [Dahiliye (% 92,9), Farmakoloji (% 77,4), Mesleki etik ve Deontoloji (% 68,7), Sun’i tohumlama ve Doğum (% 68,3), Hayvan Besleme ve Zootekni (% 59,1)]. Bu sonuçlar mesleğin icrası sırasında etik sorunlar yaşandığına işaret etmektedir.

Ankara, İstanbul, Konya ve Elazığ illerini kapsayan ve veteriner hekimlerin hayvan haklarına bakışının değerlendirildiği bir çalışmada (Özen ve ark., 2004), meslektaşlarımız hayvan haklarına karşı duyarlı bulunmakla birlikte, ankete katılan veteriner hekimlerinin % 52’sinin hayvan sahibi olmadığı, % 95’inin de hayvan hakları ile ilgili bir derneğe üye olmadıkları belirlenmiştir. Sonuçta araştırmacılar meslektaşlarımızın hayvan hakları konusunda kuşkulu bir yaklaşım sergiledikleri kanaatine varmışlardır.

Emekli hocalarımızdan Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ (2008), özel sektördeki veteriner hekimleri yönlendiren ve denetimini sağlayan mevzuatların yetersiz, mevcut yönetmeliklerin de gereği gibi uygulanmadığını belirtmektedir. Ticareti hekimliğin önüne geçiren bazı davranışların maalesef mesleğin itibarını sarsacak boyutlara ulaşmış olduğunu ve ayrıca, haksız rekabetlere de yol açtığını söylemektedir. Prof. Aytuğ, “Mesleki itibarın sarsıldığı bir platformda atılım yapma, gelişme ve genişleme şansı yoktur.” İfadeleri ile meslek etiğinden taviz verilmemesini, Bakanlık ve meslek odalarının işbirliği yaparak mevcut kuralların tavizsiz uygulanmasının sağlanması, kurumsal yapı ve mevzuat ihtiyaçlarının tez elden karşılanması gerektiğine işaret etmektedir.

Aytuğ (2008), veteriner hekimlikte tedavi hizmetleri alanının halen en önemli istihdam alanı olduğuna dikkat çekerek, büyükbaş hekimliğinde vizit yapma şeklinde yürütülen çalışmaların gelecek vaat etmediğini ve çiftlik hayvanları alanında çalışacak veteriner hekimlerin organize olarak, suni tohumlama, ıslah, koruyucu hekimlik ve tedavi hekimliği hizmetlerini entegre bir düzen içinde bir arada yürütecek birlikler veya hizmet şirketleri kurmalarında büyük yarar görmektedir. Pet hayvanları ile ilgili hizmetlerin giderek gelişmekte ve yaygınlaşmakta olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Aytuğ, pet hayvanları ile ilgili klinik çalışmaların insan hekimliği ile kıyaslanabilir koşullar altında yürütüldüğünü ifade etmektedir. Bu sebeple mevcut eğitim programlarının buna cevap verebilecek duruma getirilmesi düşüncesiyle, bu alanda çalışacak meslektaşlarımızın diğerlerinden farklı bir eğitim almalarının şart olduğunu söylemekte ve fakültelerde ayrı bölüm açılması veya bazı fakültelerdeki klinik öğretiminin münhasıran bu alana kaydırılmasını önermektedir. Ayrıca pet hekimliğinde eğitim noksanlıklarının giderilmesi ve meslek odalarımızın hekimlik etiğinin korunması hususunda azami derecede dikkat göstermelerinin şart olduğunu belirtmektedir.  

Aytuğ (2008)’un vurgu yaptığı önemli bir konuda örgütlenmedir. Örgütlenme sağlanamadığı sürece mesleki sorunları çözüme kavuşturmanın mümkün olmadığını, veteriner hekimlerin meslek odalarına sahip çıkması ve odaların çalışmalarını kolaylaştırmak için ellerinden gelen her türlü katkıyı sağlamasını istemektedir.

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları ABD öğretim üyesi, Prof. Dr. Tamer Dodurka, veteriner hekimlik mesleğinin en önemli sorununu alt yapısı yeterli olmayan veteriner fakültelerinin açılması olarak görmektedir. Giriş puanlarının düşmesiyle, fakültelere amaçsız, hevessiz, idealist olmayan öğrencilerin girdiğini bunun eğitim kalitesinin düşmesi ve veteriner hekimlerin iyi yetişmemesi sonucunu doğurduğunu ifade etmektedir.   Bu durumun veteriner hekimlikte hizmet kalitesinin düşmesine, günün koşullarına uygun bilim üretilememesine ve mesleğin toplum içindeki saygınlığının azalmasına neden olduğunu değerlendirmektedir (Dodurka, 2008).

23-24 Aralık 2006 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Çalıştayı’nda veteriner hekimliğin temel sorunları; organizasyon ve mesleki yapılanma, eğitim, medya ve iletişim, mevzuat, istihdam, serbest veterinerlik hekimlik ile ilgili sorunlar ve özlük hakları çerçevesinde değerlendirilmiş ve çözüm önerileri tartışılmıştır.

Buraya kadar yapılan değerlendirmelerin bazı ana konularda yoğunlaştığı görülmektedir. Bunlar eğitim, güncel bilgi ihtiyacı, deontoloji, veteriner hekimlik etiği, mevzuat, örgütlenme ve yasal yaptırımlar olarak genellenebilir. Veteriner hekimlikte eğitim modelinin günün şartlarına entegre edilmesi, fakültelerin öğretim elemanı ihtiyacının süratle karşılanması, uygulamalı eğitim vermesi gereken fakültelerimizin donanım ihtiyacının karşılanması, sürekli eğitim imkanlarının artırılması, mevzuatın güncellenmesi ve yaptırımların geliştirilmesi, etik sorunların giderilmesi, meslek ilkelerinin titizlikle uygulanması, örgüt yapısının geliştirilerek kurumsal yapının ve dayanışmanın geliştirilmesi çözüm bekleyen konulardır.

Veteriner hekimler çalışmaları sırasında meslek ilkelerini gözeterek ve meslektaşlarının haklarını koruyarak çalışmak zorundadırlar. Bunun için öncelikle meslek mensuplarının mesleğini sevmesi, benimsemesi, her bir meslek mensubunun camianın bir temsilcisi konumunda olduğunun bilinciyle çalışması gerekir. Meslek örgütleri her platformda mesleğin tanıtımını yapmalı, veteriner hekimlerin toplumsal rolleri ve görevlerini iyi anlatmalı, hayvan ve halk sağlığının korunmasında veteriner hekimlerin çalışmalarının önemini vurgulamalıdır. Meslek örgütleri bilimsel ve sosyal aktiviteler düzenlemek suretiyle mensuplarının bilimsel ve sosyal gelişimine katkı sağlamalı, meslektaşlar arasında iletişim kanallarını açık tutarak meslek mensuplarının kaynaşmasına, paylaşma ve dayanışma bilincinin gelişmesine yardımcı olmalıdır.

Bu bağlamda bazı somut öneriler getirmek mümkündür:

1.   Veteriner hekimler mesleki kimliklerinin bilincinde olmalı ve sorumluluklarını bilmelidir.

2.   Mevzuatlar süratle güncellenmeli, tüm veteriner hekimliklerin yasal düzenlemelere uyması sağlanmalı, uymayanlara için uygun yaptırımlar hayata geçirilmelidir.

3.  Veteriner fakültelerinde uygulanan eğitim çağın şartlarına uygun hale getirilmeli, uygulamalı eğitim imkânları artırılmalıdır.

4. Her alanda ortaya çıkan bilgi ihtiyacının karşılanması için sürekli eğitim imkânları geliştirilmelidir.

5. Teşhis ve tedavide bilimsel metotları benimseyen, günümüzün şartlarına göre yenilenmiş, uygun donanıma sahip kliniklerde, çağdaş veteriner hekimlik anlayışının yerleşmesi sağlanmalıdır.

6.  Meslektaşlar arası iletişim ve ilişkiler deontolojik ilkeler ışığında yapılmalıdır.

7.  Müşteri ilişkileri ve halkla ilişkiler meslek ilkeleri ve karşılıklı saygı ölçüleri içerisinde sürdürülmeli, hayvan hakları ve gönenci gözetilmeli, hayvan sahiplerinin duygu ve düşüncelerine saygı gösterilmelidir.

8. Meslek örgütleri yeniden yapılandırılmalı, veteriner hekimlik mesleğinin etkin tanıtımı konusunda çalışmalar yapmalı, yazılı ve görsel iletişim kanalları ile meslektaşlar arası iletişimi geliştirmeli, bilgilendirme çalışmaları yapmalı, mensuplarının mesleki ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmalıdır.

Bir aracın sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa kaza yapar. Bir kişi konuşurken, karşısındakini nasıl etkilediğini düşünmeden, bilinçsiz davranırsa, onur kırar. (Cüceloğlu, 1993).

Veteriner hekimler, mesleki sorumluluklarının bilincinde, kurum ve kuruluşları ile birlikte, tüm sorunların üstesinden gelebilirler. Bunun için iletişim kanallarını açık tutmak ve sürekli iletişim halinde olmak gereklidir. Eğer iletişim doğru yönetilirse, birçok sorunu ortaya çıkmadan önleyebiliriz.

Unutmayınız! Doğru ve sağlıklı iletişim, birbirimize karşı sevgi-saygı, güven, dürüstlük ve adaletin sağlanması ile mümkündür.   

*Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, KONYA.

 Baronne Anne Louise Germaine de Staël-Holstein, Fransız yazar.

Resmi Gazete (1954) Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği İşlere Dair Kanun, Kanun Numarası: 6343, Kabul Tarihi: 18.3.1954, Sayı: 8661.

 Resmi Gazete (2001) Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliği, Yetki Kanunu 6343, 3285, 441, 2527, Tarih:18.06.2001, Sayı: 24436.

 Resmi Gazete (2004) Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun, Kanun No. 5077, Kabul Tarihi: 22.01.2004.

 Resmi Gazete (2006) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Tarih:13.09.2006, Sayı:26288

Kaynaklar

Adıgözel, H., Yazar, E. (2008) Klinik Veteriner Hekimliğinde Farmakoloji Eğitim Ve Öğretiminin Yeri ve Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Konya.

 Anonim (2008) Başarılı İletişim, http://www.etkinegitim.net, (Erişim tarihi: 10.07.2008).

 Arslan, E. S., Başağaç, R. T. ve Öztürk, R. (2001) Veteriner Hekim Andına Etik Bir Bakış, II. Ulusal Tıbbi Etik Kongresi Bildiri Kitabı (Ed.: B. Arda, R. Akdur ve E. Aydın), Türkiye Biyoetik Derneği, Ankara, s.89-96.

Altuntaş, M. (2002) Resmi (Yetkilendirilmiş) Veteriner Hekim (Official Veterinarian) TVHB Dergisi, 1–2.

Aytuğ, C.N. (2008) Uzak-yakın geçmiş ve çağdaş veteriner hekimlik, H. Performans, 3, 40-50.

Cüceloğlu, D. (1999) Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı, 16. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Cüceloğlu, D. (2000) Yeniden İnsan İnsana, 22. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul.

Davis K. İşletmede İnsan Davranışı (Örgütsel Davranış). Tosun K et al (Transl). İstanbul: İÜ İşletme Fakültesi Yayınları No: 199, 1988

Dodurka, T. (2008) Yeni Veteriner Fakülteleri Açılmasın, http://www.vihd.org.tr, (Erişim tarihi:21.07.2008).

Gül, T.B., Özkul, T. (2006) İş Ahlakı Açısından Veteriner Hekimliği Mevzuatına Eleştirel Bir Bakış, Veteriner Hekimler Derneği Dergisi, 77, 4, 61-64.

Lazar, J. (2001) İletişim Bilimi, Çeviren: Cengiz Anık, Vadi Yayınları, 155, 53, Ankara.

Maden, M. (2007) Veteriner Adli Tıp, Veteriner Hekimlerin Görev ve Sorumlulukları, Bölüm 2, 5-17, Bilimsel Veterinerlik Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti., Konya.

Musal B, Elçi OC, Ergin S. Uzman hekimlerde mesleki doyum. Toplum ve Hekim 1995; 10: 2-7. doyum. Toplum ve Hekim 1995; 10: 2-7.

Özen, A., Öztürk, R., Yaşar, A., Armutak, A., Başaağaç, T., Özgür, A., Şeker, İ., Yerlikaya, H. (2004) An attitude of veterinary practitioners towards animal rights in Turkey, Vet. Med. – Czech, 49, (8): 298–304.

Perk, C. (2001) Veteriner Hekim – Hasta Sahibi İlişkisi,  Veteriner Klinik Dergisi, Ocak 2001.

Resmi Gazete (1954) Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği İşlere Dair Kanun, Kanun Numarası: 6343, Kabul Tarihi: 18.3.1954, Sayı: 8661.

Resmi Gazete (2001) Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliği, Yetki Kanunu 6343, 3285, 441, 2527, Tarih:18.06.2001, Sayı: 24436.

Resmi Gazete (2004) Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun, Kanun No. 5077, Kabul Tarihi: 22.01.2004.

Resmi Gazete (2006) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Tarih:13.09.2006, Sayı:26288.

Ünal S, Karlıdağ R, Yoloğlu S. Hekimlerde tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin yaşam doyumu düzeyleri ile ilişkisi. Klinik Psikiyatri 2001; 4: 113-118.

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved