Meslekten Yansımalar,
Yaklaşımlar ve Davranışlar
(-Bu yazıda geçen kişi ve
kurumlar sanaldır, ama olaylar
gerçektir.-)
Türkiye’deki son
yıllardaki siyasi ve idari erkin uygulama ve
yaklaşımları, toplumun her kesimine yansıdığı gibi
veteriner hekimler de bundan nasibini almış
görülmektedir.
Bilgiye dayalı
olmayan değerlendirmeler, cehaletin tavan yaptığı
durumlarda yaptım oldu / ben yaparım kimse karışamaz
gibi kural tanımazlık; “cehaletin
cesareti” bir durum olarak karşınıza her yerde
çıkabilir.
Son zamanlarda
çeşitli vesilelerle bazı meslek mensuplarıyla
yaşadığımız diyaloglardan bazı kesitleri
hatırladığımızda iz bırakan yansımalardan örnekler
kısaca şöyleydi.
Kendisini bir
konuda uzman olarak tanımlayan, klinik başarılarını
sunan ve o konuda bilgi sahibi kimse olmadığını ifade
eden genç bir meslektaşımıza heyecan ve ilgisinden
memnuniyetimizi ifade ederek yol gösterme amacıyla
kafamızda oluşan bazı soruları
yönelttiğimizde;
-Uzmanlık eğitimini nerede, nasıl
aldınız?
-Herhangi bir eğitim almadım. Kendi
kendimi yetiştirdim… Anatomi kadavraları üzerinde
cerrahi pratiği kazandım.
-Bu kadar ilgili ve başarılısınız. Neden
bir Fakültede lisansüstü eğitim
almıyorsunuz?
-Bu konuları bilen ve pratiği olan
hoca da yok zaten. Kimle görüşsem benden faydalanmak
istiyor! Fakülteye devam etmemi istiyorlar, dışarıdan
olmuyor…
…
-Herhalde serbest çalışıyorsunuz?
Kliniğiniz var!
-Hayır, kamuda
çalışıyorum.
-Statünüz nedir?
-TARGEL kapsamında köyde
sözleşmeliyim.
…
-Peki, sözleşmenize göre klinik yapmanız
yasak. Aynı zamanda mesleki mevzuatımızda klinik
açmadan özel tedaviye imkan sağlamıyor. Bu sorun
olmuyor mu? Nasıl çözüyorsunuz?
-Benim diplomam var! Kimse bana engel
olamaz.
-Mevzuat konusunda bilginiz var mı? 6343
v.s. …
-Böyle bir şey olamaz,…, hem olsa bile
H. amcam avukattır,(Bakan olan bir yakınını
kastediyor), o bilir, öyle bir şey olsa bana
söylerdi.
-Bazı hareket ve uygulamalarınız mesleki
mevzuatımıza göre suç teşkil ediyor, meslekten mene
kadar giden bir ceza almanız söz konusu
olabilir!
-Kimse bana bir şey yapamaz, ben
veteriner hekimim, kimse hekimliğime karışamaz. Neden
herkes beni kıskanıyor, benimle uğraşıyor. Hem burada
size ne, siz neden benimle uğraşıyorsunuz?(Hakarete
varan ifadeler)
…
Farklı bir
bölge, ilçe müdürünün açık öğretim işletme mezunu
olduğu İlçe Müdürlüğünde çalışan, farklı bir
meslektaşımız;
-Hangi
statüde çalışıyorsunuz?
-TARGEL,
sözleşmeliyim.
- Klinik yapıyor musunuz?
-Evet.
Daha önce kliniğim vardı, yönetmelikten sonra
kapattım.
-Klinik
yapmanız hem TARGEL sözleşmesi, hem mesleki
mevzuatımıza göre yasak değil mi?
-Sözleşmeye
yazmışlar, ne yasağı, ben veteriner hekimim, benim
diplomam var, hekimliğime kimse
karışamaz?
-Mesleki
mevzuat konusunda bilginiz var mı? 6343’ü okudunuz
mu?
-O
ne?
-Meslek
ana yasamız. Mesleki yetki ve sorumluluklarımızı
belirleyen yasa.
-Adını duydum, başlığına baktım, birileri kendini
öne çıkarmak için yasa çıkarmış. Okumadım. Lüzumsuz
bir şey, ihtiyaç duymadım.
-Odaya üye misiniz?
-Üç ayrı odaya da üyeyim. Daha önce
buralarda serbest çalıştığım için mecburen üye oldum.
Geçen hafta … Odasından yazı geldi, aidat ödememi
istiyorlar. Ama hepsinden de istifa
edeceğim.
…
Bir başka İl, Ziraat Mühendisi bir İlçe
Müdürüyle birlikteyiz. Telefonu çalıyor. Karşıdaki
hayvanının hastalığından bahisle yardım
istiyor.
-Ben şimdi dışarıdayım. Daireye git,
Veteriner(..)e benim söylediğimi söyle, gidip
baksın…
…
Başka bir İlin bir İlçesinde Veteriner
Hekim İlçe Müdür Vekili ile sohbet ediyoruz.
-Arkadaşımızın birisinin muayenehanesi
vardı. Yeni yasa ile kapandı.
Mecburen klinik
yapıyoruz. Bir de anlamadığım şey. Hem yasak, TARGEL
sözleşmesinde de yasaklanıyor, hem de TARGEL faaliyet
raporunda ay içerisinde ne kadar hayvana suni
tohumlama, teşhis, tedavi doğum uygulaması yapıldığı
isteniliyor!
…
Bir
başka yer.
-Ben kadrolu sözleşmeliyim. İlçe merkezinde
kalıyorum. Evrak, yazışma işlerini takip
ediyorum.
Aynı
yerde diğer bir veteriner hekim;
- Mezun olduktan sonra bir başka ilde bir
arkadaşımla birlikte klinik açmıştık. Aslında
işlerimiz de iyiydi. Memlekete gelelim diye gelip
burada klinik açtım. Bir süre serbest çalıştım. Ancak
çok fazla risk olması nedeniyle, bir anlamda
mecburiyetten TARGEL’e müracaat ettim ve atandım...
İlçede ben kapattıktan sonra üç serbest çalışan
veteriner hekim var. Ama çoğu zaman özel muayene ve
tedavi için mecbur kalıyoruz. Çoğu zaman da masraflar
dışında ücret almıyorum. Ben şimdi ne köydeyim ne de
merkezde. Yerim belli değil. İlçe merkezinde masam
bile yok. Her türlü işe gönderiliyorum. Diğer
arkadaşım kadro sözleşmeli, anlamıyorum, aramızdaki
farkı, ancak çok farklı konumdayız… Serbest
çalışanlarında meslekte bildiği bir şey yok. Çok
örneklerini görüyorum. Bildikleri birkaç amprik tedavi
var, onları uyguluyorlar, ona da hekimlik denemez…
Burada çok sayıda katır var. Çok vaka ile
karşılaşıyoruz ama katır hastalıkları konusunda hiçbir
bilgim yok, fakültede katırı hiç görmedim.
Hastalıkları ile ilgili hiçbir bilgiyi de bulamıyorum.
Bu konuda nasıl bilgi edinebilirim?...Keşke özel
tedavi yasağı uygulansa biz de mecbur kalmasak…Şimdi
herhalde aile hekimliği gibi bir düzen
gelecekmiş…
Merkez
İlçe dahil 10 ilçenin bulunduğu bir ilin, uzun süredir TVHB Büyük Kongre Delegesi olan eski adıyla Hayvan
Sağlığı Şube Müdürü ile sohbet ediyoruz.
-Son olarak bir ilçedeki kamuda çalışan
arkadaşımızın kliniğini kapatması ile üç ilçede
serbest veteriner hekim yok. Diğerlerinin hepsinde
serbest çalışan arkadaşımız var… Kamuda çalışanlar
klinik yapmamaları gerekiyor ama yapıyorlar. TARGEL de
çalışanlarla bizim ilgimiz yok. Ne yaptıklarını
bilmiyoruz. Faaliyet raporları konusunda da bilgimiz
olmuyor… Sayın Bakan buraya geldiğinde söyledi. Aile
hekimliğine benzer bir yapı oluşacak, köylerde de
veteriner hekim olacak bu şekilde. O zaman çok güzel
olacak. Sorunlar büyük ölçüde giderilmiş
olacak…
Bunlar
mesleki sorunların bir cephesi. TARGEL çalışanlarından
bazı örnekler. Ya serbest çalışanlarımızın durumu.
İstisnalar bir yana, herhalde destan
yazılır.
Peki diğer kamu hizmetlerimiz yolunda mı?
Bir ilçede on yılı aşkın tecrübeye sahip bir
meslektaşımızın çayını içiyoruz. Bir kasap geliyor,
hayvan nakledecek ve sevk raporu alacak. Meslektaşımız
kayıt karıştırmaya başlıyor, mahcubiyeti bir yana,
sevke uygun numaraları yazabilmek için çırpınıyor, hiç
değilse araçtaki hayvanların bir kısmının sevki yasal
olsun, vatandaşın işi görülsün diye. Sonunda
sevk raporunu tanzim ediyor. Uygun olmayan hayvanların
sevkine kılıf hazırlamanın anlam ve sorumluluğu
yanında o duruma getiren sebepler başlı başına bir
konu.
Bir
başka örnek. Besilik hayvan ithalatı yapılmış.
Bakanlığın azami yaş sınırı var. Aksi halde kayıt
sistemine girişi olmayacak. Ziraat Bankası Besi
Kredisi için yaş sınırı var. Daha yaşlı hayvanlar için
kredi vermiyor. Bir işletmede, "Resmi Veteriner Hekim
Kontrolü" sonucunda 100 baş hayvanın 60 başı üç yaşın
üzerinde. Tamamı Bakanlığın sınırının çok üzerinde,
Banka kredisi için çok yaşlılar. Sonuç; hayvanların
hepsi TÜRKVET kayıt sistemine kaydediliyor, vatandaş
kredisini alıyor. Nasıl oluyor? Soru ve sorun
yok…
Ya
üniversitelerimiz. Akredite olan Fakültelerimizin bile
yeterli alt yapı ve pratik yaptırma imkanlarına sahip
olmadığını biliyoruz… Kısa bir süre önce bir YÖK
raporu yayınlandı. Klinikler ile ilgili. Konu
detayları başlı başına bir değerlendirme konusu
olabilir. Meslek mensubu hocalarımızın kaleminden
çıktığı anlaşılan raporda mesleki alanlar sıralanmış.
Mesleğin güncel önemli konusu olan hayvan refahı ile
çevre sorumlulukları aynı başlık altında ifade
edilmiş. Üniversitemizin geleceğe bakışı bu olunca
gerisini nasıl değerlendirelim.
Meslek camiasındaki bilgi, birikim ve davranışlardan
bazı yansımalardan örnekler böyle iken önder, yol
gösterici ve yönlendirici olması gereken meslek
kuruluşlarımızın bilgi konusundaki yaklaşımlarına da
bakmak gerekiyor.
Bilgi
çağında lisans eğitiminden daha çok “hayat boyu
eğitim” kavramının öne çıktığı bir Dünya’da meslek içi
eğitim konusunda nedense meslek örgütünde tık yok.
Yönetmeliğin getirdiği sorumlulukları görmezlik bir
yana, bihaber gibi davranılıyor.
Yakın
geçmişte muayenehane ve poliklinik yönetmeliğine
konulan, kısa bir hizmet içi eğitim şartını,
örgütlerimiz farklı değerlendiriyor… Meslek örgütü
bunu rant aracı olarak görerek, ganimet için fırsat
gibi değerlendirdiği üzücü bir manzara olarak öne
çıkıyor. Diğer taraftan, bir çoğu sahip olduğu
diplomanın, sadece mezuniyet diploması olduğundan,
veteriner hekimlik icra yetkisini veren yasadan bile
habersiz, meslek unvanını bile yanlış bilen bazı
meslek mensuplarının bu eğitimi, mesleki yetkilerin
gaspı olarak değerlendiren feryatlarını izledik. Bu
feryatlardan başka türlü rant elde etmeye çalışan
mesleki bir Derneğimizin, hizmet içi eğitim
konusunu kahramanca mahkemeye taşımasını gözledik, bu
harekete yapılan methiyeleri okuduk. Sonucu ne olur
bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey varsa bu derneğimizin
hukuk yolunda başardığı veteriner hekimlikte
uzmanlığın rafa kaldırılmasının sorumluluğunu hala
üzerinde taşımakta olduğudur.
Bilgi
çağında, meslekte kaliteyi yakalamak gibi bir
düşünceye sahip miyiz? Bu kesitleri ve yansımaları
değerlendirdiğimizde, varsa bu düşünce nasıl
gerçekleşir? Sanki, bataklıkta kendi kendimize
tepindikçe topluca batıyoruz. Bu gidişle, sağduyulu ve
akılcı davranmanın çare olması bile yeterli
olmayabilir. Her gün yeni bir düzenleme ile
oluşturulan bataklık zincirinde boğulmamak elde değil.
Cehaletin cesareti ile varacağımız
noktayı kestirebilen varsa, zaten sorun
yoktur…17.01.2012
Dr.
Mustafa ALTUNTAŞ
Uzman
Veteriner
Hekim