Turkvet.Biz
 
Güncel  
YAZILAR / YORUMLAR
   

>Genel

    >Eğitim
   

>Meslek politikaları

   

>Tarım ve Hayvancılık politikaları

    >Hayvan yetiştirme ve ıslah
   

>Gıda güvenliği ve halk sağlığı

   

>Hayvan sağlığı

   

>Hayvan refahı

    >Yaban hayatı
    >Çevre
    >AB Politika ve uygulamaları
    >Dünya Uygulamaları
    >Diğer Yazılar

Sahipsiz Hayvanlar Sorunu ve Veteriner Hizmetleri

Sokak Hayvanları Mı?

Kamuoyunda yaygın olarak kullanılan “SOKAK HAYVANLARI” tanımı ile bir sorun yumağı sürekli olarak gündemde yer almaktadır. Sokak hayvanları, doğal yaşam alanı sokaklar olan hayvanlar olarak algılanmakta ve bu şekilde tanımlanmaktadır. Bu yaklaşım, yaban hayatı ile evcil hayvanlar olarak tanımlanan farklı popülasyonlara, sosyal alanlarda evcil-yaban hayatı şeklinde anlamsız üçüncü bir grup olarak ilave edilmektedir.

Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, esası sahipli evcil hayvanlar, sosyal alanlarda sahipsiz bırakılmaları ve kontrolsüz üremeleri sonucu bu gruplar oluşmaktadır. Bu hayvan gruplarının doğal yaşam alanı, sosyal alanlar olarak kabul edilmektedir. Diğer bir ifade ile evcilleştirilmiş ve insanlarla birlikte, aynı çatı altında yaşaması gereken hayvanlar, sosyal alanlarda yaban hayatı yaşamaya zorlanmaktadır. Bu durum, evcil hayvanların doğal yaşamı değildir. Hayvanlar ya doğal yaşam alanlarında avlanarak yaşarlar, ya da sosyal alanlarda sahipleri, yaşamı paylaştıkları insanlar tarafından beslenmek, ihtiyaçları karşılanmak üzere hayat döngülerini sürdürürler. O nedenle sokak hayvanları tanımı ve bu tanımın içerdiği anlamlar, yaşam koşulları doğru bir kavram olarak kabul edilebilir değildir. Konuya sokak hayvanları olarak yaklaşınca, çözüm olarak ortaya konulacak her bir yaklaşım, yeni çözümsüzlükler getirmektedir.

O nedenle bu raporda sahipsiz hayvanlara ilişkin sorunlar ve çözümleri tanımlanmaya çalışılmıştır.

Sahipsiz Hayvanlar Sorunu

Yaygın şekilde kentlerde sosyal alanlarda yaşamak zorunda kalan sahipsiz köpek ve kediler ile gündem oluşturmasına karşılık, sahipsiz bırakılan tüm evcil hayvan türleri için geçerli bir sorun olarak yaşanmaktadır. Bu konuda köpekler  öne çıkarken, kontrolü daha güç kedi türleri bir şekilde arka planda kalmakta, sahipleri tarafından terkedilen at ve eşekler ise ender de olsa gündeme gelmektedirler. İşgücünden faydalanma imkanı kalmayan at, katır ve eşekler, kentsel alan dışında doğal veya kırsal alanlara terk edilmektedir. Yaşam mücadelelerinde bırakıldıkları çaresizlik yanında hiç beklenmedik bir anda, bir karayolunda neden oldukları kazalar sonucu hem bu hayvanlar feci şekilde yaralanma ve can vermekle karşı karşıya kalırken, seyahat halindeki insanlar için de önemli hayati risk kaynağı oluşturabilmektedirler.

Sahipsiz Hayvanların Kaynağı Sahipli Hayvanlardır

Sahipsiz hayvanların kaynağının sahipli olduğu halde sokağa bırakılan hayvanlar olduğu konuyla ilgili herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu hayvanların sosyal alanlarda kontrolsüz şekilde üremesi ise popülasyonun ve buna bağlı olarak sorunların geometrik dizin halinde artması sonucunu getirmektedir. Sokaktaki hayvanlara ilişkin ortaya konulan çözümler ise bir sonuç sağlamazken sorunların da katlanmasına, gerçek çözümlerin göz ardı edilmesine neden olabilmektedir.

Normal yaşamlarında 20 yaş civarında bir ömre sahip olan bu hayvanların sosyal alanlardaki sahipsiz yaşamlarında ömürleri ortalama 1,5-2 yılı geçmemektedir.  Bu durum, başlı başına doğal bir katliam demektir.

Sorunu Besleyen Kaynaklar

Sahipli Hayvanlar

Sahipsiz hayvanların kaynağının sahipli hayvanlar olduğu gerçeğinin konuyla ilgili herkesin bildiğini yukarıda ifade etmiştik. Sorunla ilgili bu kaynak, sorunun sadece biyolojik kaynağıdır. Sorunun geldiği boyutta, biyolojik kaynaktan öte, sosyal, yaklaşım, yönetsel ve mesleki sorunlar, en az sorunun biyolojik kaynağı kadar önemli boyutta ve bu kaynağın etkisini artıran niteliktedir.

En yaygın ve bilinen şekliyle kentin bunaltıcı ortamından kurtulmak için kent çevrelerinde veya tatil yörelerinde edinilen yazlıklar, hobi bahçeleri ve bahçeli konutlara yaz sezonunda giden aileler, çocuklarının isteği üzerine veya kendi arzuları ile çoğunluğu yavru olmak üzere köpek satın almakta, tatil sezonu bitiminde ise yaşadıkları apartman hayatının uygun olmayışı nedeniyle, sahiplendikleri bu hayvanları sokağa bırakmaktadırlar. Bu her yıl yaşanan bir döngüdür. Avlanma imkanı olmayan, kendi kendine beslenme becerisi bulunmayan bu hayvanlar, karşı karşıya kaldıkları yaşam mücadelesi ile yaşadıkları sefaleti canlarını kaybetmeden atlatmaları halinde sosyal alanlarda, artıklarla hayata tutunma becerisini kazanmaya çalışmaktadırlar.

Kontrolsüz üreme sonucu ise geometrik dizi halinde çoğalırken birçoğu erken yaşlarda çeşitli nedenlerle vicdan sızlatan şekillerde hayatlarını kaybetmektedirler.

Bu hayvanların sahiplenmesi ve sokağa salınması ile ilgili kişilerin yasal bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

Aynı durum işgücünü kaybeden, sakatlanan veya mevsimsel olarak hizmetine ihtiyaç duyulmayan at, katır ve eşekler için de şekli farklı da olsa benzerlik göstermektedir.

Sosyal Sorunlar

Kentlerdeki sosyal yaşantının bir sonucu olarak gelişen psikolojik hareket tarzları, sosyalleşme sorunları, insanları daha fazla hayvan sahibi olmaya yöneltmektedir. Bir terapi şekli olarak da uzmanlarca önerilmesi, hayvan sahiplenme arzusunu artırmakta, sosyal, ekonomik ve bilinç olarak hayvan sahibi olma yetisi olmayan insanlar hayvan sahiplenmektedir. Bir süre sonra hayvan sahibi olma şartlarını yerine getiremeyen insanların bir kısmı başka insanlara verirken, bir kısmı da sokağa bırakmaktadır. Hayvan sahibi olmanın şartlarını belirleyen, takip ve denetimini sağlayan bir düzenleme ve idari yapı söz konusu değildir.

Yaklaşım Sorunları

Sahipsiz hayvanlara ilişkin sorunların gündeme taşınması, etkin bir şekilde hayvan sever ve hayvan koruma aktivistleri tarafından olmaktadır. Bu durum, sorunun bilimsel gerçeklere göre sorunun tanımlanması ve çözüm üretilmesi yerine, bu grupların çoğu zaman samimi yaklaşımları, zaman zaman da konuyu istismar aracı olarak kullanan kişi ve grupların yönlendirmesi ile oluşturulan kamuoyu baskıları yasak savmacı, popülist yaklaşımlarla öne çıkmaktadır.

Hazırlanan yasal düzenlemeler ve oluşturulan yönetsel yapılar da bu yaklaşımlara göre şekillenmektedir.

Yönetsel Sorunlar

Oluşturulan kamuoyu baskıları ve kişisel ilgilerle konuyla ilgili Bakanlıkların ilgi alanlarında yönetim şekillenmeleri oluşmuştur. Hayvanları Koruma yasası ile de Belediyelere bu alanda sorumluluk yüklenmiştir.

Bakan olan kişinin ilgisiyle birlikte konu Çevre Bakanlığı ile ilişkilendirilmiş ve çevre sorunu olarak tanımlanmış, daha sonra Çevre Bakanlığının Orman Bakanlığı ile birleştirilmesi ile sahipsiz hayvanlar, yaygın tanımıyla sokak hayvanları Orman hizmetleri bünyesinde kendilerine yer bulmuşlardır. Bunun sonucu olarak da Milli Parklar ve Doğal Yaşamın bir parçası gibi yönetsel kapsama dahil olmuştur. Orman Bakanlığı ile Veteriner Hizmetlerini bünyesinde barındıran Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının birleşmiş olmasına rağmen, sahipsiz hayvanlar, Doğal Yaşam kapsamında değerlendirilmeye devam edilmiştir.

Sorun hayvanlar olmasına ve sorunların her biri ve tamamı veteriner hizmetleri kapsamında yer almasına karşılık, sahipsiz hayvanlar sorunu, gündeme gelişinden bu yana herhangi bir şekilde yönetsel olarak Veteriner Hizmetleri kapsamına ele alınmamış ve bu çerçevede bakılmamıştır. Veteriner Hizmetlerini uhdesinde bulunduran, isim değişiklikleri olsa da Tarım Bakanlığı konuya yönetim sorumluluğu anlamında doğrudan taraf olmamıştır. Ancak yasal düzenlemeler sürecinde görüş bildirmek suretiyle müdahil olabilmiştir.  Orman Bakanlığı ile birleşme sunucu konu bünyesine katılmış olsa da sahipsiz hayvanlar, Orman hizmetleri tarafında yerini korumaya devam etmiştir.

Konu Hayvanlar, Sorun Veteriner Hizmetleridir!

Sorunun boyutları hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı, gıda güvenliği ve hayvan kökenli çevre sağlığı alanlarını içermektedir. Bu alanların her biri ve tamamı veteriner hizmetleri kapsamında yer almaktadır. Sahipsiz hayvanlar sorunu, gündeme gelişinden bu yana herhangi bir şekilde yönetsel olarak Veteriner Hizmetleri kapsamına alınmamış ve bu çerçevede konuya yaklaşılmamıştır.

Soruna hayvanlar ve hayvan kaynaklı sorunlara bütüncül olarak yaklaşmayınca sağlıklı, etkin ve sürdürülebilir çözümler üretilememiştir. Konu, Veteriner Hizmetleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, sahipsiz hayvanlarla ilgili;

  • Hayvanların Sağlığı ve Yaşam Güvencesi
  • Hayvan Refahı,
  • Veteriner Halk Sağlığı,
  • Gıda Güvenliği,
  • Çevre Sağlığı konularının ayrı ayrı ve bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekir.

Bu temel konular, hem sorunların tanımlanmasında hem de çözüm üretiminde temel kılavuzlardır.

Hayvan Sağlığı

Sahipsiz hayvanların sağlıklı şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri ve hem kendilerinin, hem de diğer hayvanların sağlığını tehdit edebilecek salgın ve paraziter hastalıklara karşı aşılanmaları, iç ve dış parazitlere karşı düzenli koruyucu hizmetlerin yerine getirilmesi olarak tanımlanabilir. Ancak, bu tanımın ötesinde hayvan sağlığı hizmetleri, hayvan refahı, Veteriner Halk Sağlığı, Gıda Güvenliği ile Hayvan ilişkili çevre sorunları için de temel bir alanı teşkil etmektedir.

Hayvan Refahı

Hayvan refahı, hayvanların her şekilde iyi olma hali olarak tanımlanabilir. Evrensel olarak hayvan refahı tanımı, beş temel hak veya özgürlük çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bunlar;hr_5

  • Türüne özgü davranışları gösterebilme,
  • Ağrı, Yaralanma ve hastalıktan ari olma,
  • Korkudan ari olma,
  • Susuzluk, açlık ve kötü beslemeden ari olma,
  • Rahatsız edilmeme (rahatsızlıktan ari) olarak tanımlanmaktadır.

Hayvan refahına ilişkin bu temel unsurlar hem sorunun tanımlanmasında hem de çözüm üretiminde yol gösterici niteliktedir ve hayvan sağlığının ayrılmaz parçasıdırlar.

Veteriner Halk Sağlığı

Veteriner Halk Sağlığı; Hayvan ilişkili halk sağlığı konularını barındıran veteriner hizmetlerinin temel alanlarından birisidir. İki yüzü aşkın tür atlayan (zoonoz, hayvandan insana-insandan hayvana geçebilen karakterde) hastalık konunun temelinde yer almaktadır. Bunun yanında veteriner ilaçlarının kullanımı, kalıntı ve atık kaynaklı sorunlar bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Sahipsiz hayvanlarla ilişkili veteriner halk sağlığı konularının başında kuduz, toksoplazma, kist hydatik ilk akla gelenler olmakla birlikte birçok enfeksiyöz, mantari ve paraziter hastalık yer almaktadır.

Gıda Güvenliği

Veteriner Halk Sağlığı kapsamında yer alan çok sayıda hastalık aynı zamanda gıda güvenliği sorunlarının da kaynağını teşkil etmektedir. Bunun ötesinde sahipsiz hayvanlara ait atıklar da gıda güvenliği için önemli risk oluşturabilmektedir.

Çevre Sağlığı

Sahipsiz hayvanlara ilişkin atıklar, kontrolsüz ve hijyenik olmayan yaşam ortamları, atıkların çevreye yayılmasında oynadıkları rol gibi birçok çevre sağlığı sorununun gelişmesinde sahipsiz hayvanlar etkin olabilmektedir.

Sahipsiz hayvanlara ilişkin sorunlar, veteriner hizmetleri kapsamında yer alan bu konular ışığında değerlendirilirken, veteriner hizmetleri ile ilgili yasal düzenlemeler ve yönetim yapılarının da bu hizmetleri ne düzeyde yerine getirebildiği, nasıl yerine getirebileceği de birlikte sorgulanmalıdır. O nedenle, sorunun boyutlarının tanımlanması ve çözüm üretimi açısından veteriner hizmetlerine ilişkin bir tanım ve değerlendirmeye aşağıda yer verilmiştir.

Sorun, Veteriner Hizmetlerinin Yetersizliği

Veteriner hizmetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde yerine getirilebilmesi, veteriner kontrol sisteminin sağlıklı oluşturulması ve yürütülmesi, bunun için de olmazsa olmaz olarak kabul edilen unsurların aksamadan sağlanmasına bağlıdır. Bunlar;

  • Merkezi Veteriner Otoritesi ve taşra yapılanması,
  • Hayvanların tanımlanması ve kayıt altına alınması,
  • Hayvan Hastalıkları bildirim sistemi (ADNS) ve hayvan hastalıkları ile mücadele önlemleri,
  • Hayvan hareketlerinin kontrolü ana başlıklarını kapsamaktadır.

Dünyada Hayvan Hastalıkları ile mücadele konusunda Ülkemizin de imzaladığı Uluslararası Cenevre Antlaşması(1935) gereği ülkeler Veteriner Hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili merkezi bir Veteriner Otoritesi ile buna doğrudan bağlı taşra yapılanmasını oluşturmaları gerekmektedir. Tarım Bakanlığı yapılanması içerisinde Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ismiyle oluşturulmuş olan Merkezi otoriteye, doğrudan bağlı her ildeki Veteriner İşleri Müdürlükleri ve buna bağlı İlçe Veteriner Hekimlikleri ile Veteriner hizmetleri yürütüle gelmiştir. On iki Eylül darbesini takiben oluşturulan Tarım Bakanlığı yapılanmasında, bu yapı bozularak fonksiyoner yapılanma adıyla Merkezi Veteriner Otoritesinin görev ve sorumlulukları farklı birimleri dağıtılmış, dikey taşra yapılanması da yok edilmiştir. Veteriner Hizmetleri, Veteriner Hekim olmayan, mesleki yetkinlik ve sorumluluğu olmayan “Sorumsuz Yetkililer” tarafından yürütülmeye başlanmıştır.  Her geçen gün bu yapı daha da dejenere edilerek farklı şekillere bürünmesi sonucu, yetki ve karar noktasında bulunanlar, Uluslararası Hayvan Hastalıkları ve Gıda Güvenliği toplantılarına katılamaz noktasına gelerek bu önemli toplantılara daha alt düzeyde katılım sağlanır hale gelinmiştir.

Ülkemizde sahipsiz hayvanlarla ilgili sorunlar gündeme gelmesi, Yetkili Veteriner Otoritesinin bulunmadığı döneme denk gelmiştir. Bu yapı içerisinde sahipsiz hayvanların da canlı bir hayvan olduğu gerçeği, sorumsuz yetkililer tarafından görülmemiş ve ilgi gösterilmediği gibi bu alanda sorumluluk almaktan kaçınılmıştır.

AB uyum çalışmaları kapsamında hazırlanan ve Veteriner Hizmetlerini düzenleyen yasa, içerik olarak yasa hükmünde yönetmelikleri tanımlayan, temel yasal çerçeveleri tanımlamaktan uzak olarak hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Bu doğrultuda hazırlanan yönetmeliklerde ise sorun kapsam dışında kalmıştır.

Son zamanlarda ilaç ve kalıntı takibi ile ilgili oluşturulan ve uygulamaya konulan mevzuatlar da sahipsiz hayvanlarla ilgili tanımlama, kayıt altına alma ve hareket kontrol unsurları yerine getirilmeden uygulamaya kalkışılması sonucu yeni sorunların oluşmasına neden olmaktadır.

Sahipli Hayvanların Kayıt, Kontrol ve Takibi Temel Önceliktir

Sahipli ev hayvanlarının tanımlanma, merkezi bir kayıt sistemi içinde kayıt altına alınma işlemleri yapılmadığı için hareketlerinin kontrolü yapılamamaktadır. Doğal olarak da ev hayvanları ile ilgili hastalık bildirim sistemi ve hastalıklarla mücadele hizmetleri yürütülememektedir. Zaten idari yapı bu hizmetleri yürütmek için kendini sorumlu ve yetkili saymamaktadır.

Merkezi Veteriner Otoritesi ve bağlı taşra teşkilat yapılanmasının olmayışı, hizmet kapsamına almadığı ev hayvanları ile ilgili hizmetlerin ötesinde çiftlik hayvanları ve diğer hayvan türleri ile ilgili hizmetlerin de sağlıklı yürütülemediği sonucunu doğurmuştur. Yıllardır sığır cinsi hayvanların tanımlanması ve kayıt işlemleri sağlıklı ve doğru yürütülebilir hale gelmemiştir. Diğer hayvan türleri için oluşturulan tanımlama kayıt sistemlerinin de güvenilir olduğunu söylemek zordur.

Sahipli ev hayvanlarının tanımlamasının yapılmadığı, kayıt altına alınmadığı, hastalık bildirim sistemi ve hastalıklarla mücadele önlemlerinin olmadı ve hareketlerinin kontrol edilmediği, kısaca Veteriner Hizmetleri kapsamının dışında kaldığı bir yapı içerisinde, sahipsiz hale gelen hayvanlarda bu hizmetleri yürütecek projeler geliştirmek akılcı görülmemektedir.

Sahipsiz hayvanların Veteriner Hizmetleri kapsamında yer almasını sağlamadan önce bu hayvanların kaynağı olan sahipli hayvanlarla ilgili Veteriner Hizmetlerinin gereği yerine getirilmesinin sağlanması, bunun için de bu hizmetleri yürütecek Yetkili Merkezi Veteriner Otoritesi ve Taşra birimlerinin oluşturulması temel gerekliliktir. Sahipli hayvanlarla ilgili bu gereklilikler yerine getirilirken, ikinci aşama veya eşzamanlı olarak sahipsiz hayvanlar da Veteriner Hizmetleri kapsamı içerisinde dikkate alınmalı ve bu çerçevede çözüm üretilmelidir.

Sahipli hayvanların tanımlanması ve kayıt altına alınması ile hayvan sahiplerine getirilecek sorumluluklar, bu hayvanların sahipsiz şekilde sokağa bırakılmasını engelleyecek yegane yoldur. Üremenin de kayıt ve kontrol altına alınması ile sahipsiz hayvan popülasyonunun her geçen gün armasına neden olan kaynakların kurutulmasını sağlamış olacaktır.

Sokaklar Çözüm Yeri Değildir!

Mevcut sahipsiz hayvan varlığının tanımlanması, kayıt altına alınması, hareketlerinin ve üremenin kontrolü sosyal alanlarda, sokaklarda barındırılarak sağlanabilecek bir durum değildir. Esas olarak sosyal alanlarda sahipsiz hayvanların varlığı; yukarıda açıklanan Veteriner Hizmetlerinin kapsamında bulunan hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı, gıda güvenliği ve çevre sağlığı açısından kabul edilebilir bulunmamaktadır. Sokakta, sosyal alanlarda sahipsiz yaşayan hayvanlarda bu gerekliliklerin asgari seviyesini sağlamak mümkün görünmemektedir. Bu tüm gelişmiş dünya için geçerli bir yaklaşımdır.

Sahipsiz hayvanların Veteriner Hizmetlerinin gereklerini yerine getirebilmesi ancak oluşturulacak rehabilitasyon ve barınma merkezlerinde mümkün görülmektedir. Uygun olmayan şartlara haiz barınaklar nedeniyle oldukça soğuk yaklaşılan bu yapıların sağlıklı şekilde oluşturulması ve sürdürülmesi imkansız bir durum değildir.

Avrupa bölgesinde evcil hayvan kökenli kuduz vakalarının yaşandığı yegane ülke olmamız nedeniyle, Sağlık Bakanlığının sadece ithal ettiği kuduz aşısı için ödediği bütçenin bir kısmının bu amaçla kullanılması, aşı kullanılmasını gerektirecek olayların ortadan kalkmasını sağlayabilecek düzeydedir. Benzer şekilde Veteriner Halk Sağlığı kapsamındaki hastalıklar ve Gıda Güvenliği riskleri nedeniyle kamunun yaptığı harcamaların bir kısmı bu merkezlerin oluşturulması ve sürdürülebilirliği için gerekli kaynağı oluşturabilir.

Sahipsiz hayvanlar ile ilgili 2006 yılında Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından düzenlenen panelde konuyla ilgili tüm sorumlu, yetkili ve taraf olan kurum-kuruluş temsilcileri bir araya getirilmiştir. Panelde İslam Dininin konuya yaklaşımını dile getiren Panelist Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi, “İslamiyet’te, yaşamasının diğer hayvanlar ve İnsanlar için hayati tehlike oluşturmadığı takdirde hiçbir canlının itlaf edilemeyeceği” görüşünü ortaya koymuştur. Bu durum, Avrupa ve birçok ülkede sahipsiz hayvanlarla ilgili çözüm olarak uygulanan itlafın ülkemiz için insancıl olmadığı gibi toplum inancı gereği yerinin olmadığını tanımlamaya yeterli bulunmaktadır. Normal şartlarda 15-20 yıl ömrü olan hayvanların sahipsiz olarak sakaktaki ömürlerinin ortalama 1,5-2 yıl olması itlafın baka bir yoludur ki bu ölümlerin çoğunluğu vicdan sızlatan türdendir.  Bu da sokaklarda sahipsiz hayvan yaşatmanın akılcı ve bilimsel gereklerle uyumlu bir yanının olmadığının örneklerinden birisidir.

Sonuç itibarı ile sokaklarda, sosyal alanlarda veya kırsal alanlarda sahipsiz dolaşan hayvanların sağlıklı, asgari düzeyde de olsa refah içinde yaşamasını sağlamak, Veteriner Halk Sağlığı ve Gıda Güvenliği risklerinden uzak tutmak, çevre sağlığını temin etmek mümkün görünmemektedir. Kısırlaştır, aşılat ve sokakta yaşat mantığının geçerliliğinin olmadığı onlarca yıldır tecrübeyle sabit hale gelmiştir.

Sonuç

  1. Bir sorunun çözümü için öncelikle konunun sahibinin olması, sorumluluğu olması ve bu konuda yetkin olması temel gerekliliktir. Merkezi Veteriner Otoritesinin ve taşra teşkilatının oluşturulması hem sahipsiz hayvanların geleceği hem de tüm hayvan varlığımızın riske edilmiş geleceği için önemlidir.
  2. Sahipsiz hayvanların kaynağı (tüm hayvan türlerinde) olan sahipli hayvanlar için veteriner hizmetleri (tanımlama, kayıt, hareketlerinin kontrolü…) ile ilgili düzenlemeler ve gereklilikler yerine getirilmeli, hayvan sahibi olabilmenin şartları ve sorumlulukları tanımlanmalı, şartları uygun olmayan kimselerin hayvan sahiplenmesi önlenmelidir. Sahip oldukları hayvanları, sokağa bırakanlar ile ilgili etkin yaptırımlar düzenlenmeli ve uygulanmalıdır.
  3. Sahipsiz hayvanlar, uygun altyapı ile yerel yönetimlerce oluşturulacak Rehabilitasyon ve Barındırma Merkezlerinde üreme kontrolü ve sağlık gereklilikleri yerine getirilerek asgari düzeyde de olsa hayvan refahı gerekleri altında hayatlarını sürdürmeleri sağlanmalıdır. Bu merkezlerin sorumluluğunun yerel yönetimlere ait olması en makul yaklaşım olarak görülmektedir. Temel Veteriner Hizmetleri ( Tanımlama, kayıt ve hareketlerinin kontrolü v.b) sahipli hayvanlar gibi merkezi Yetkili Veteriner Otoritesi tarafından yürütülmelidir. Bu hizmetler için ayrıca yasada yer alan “Yetkilendirilmiş Veteriner Hekim” statüsü sağlanarak serbest Veteriner Hekimlerin hizmetinden yararlanılabilir.
  4. Rehabilite edilen sahipsiz hayvanların sahiplenilmesini cazip hale getirecek tedbir ve teşvikler getirilmelidir. (Kamuoyu oluşturma, Rehabilitasyon merkezlerindeki maliyet dikkate alınarak belirli süre mama desteği, sağlık giderleri desteği v.b.)
  5. Hayvansever ve hayvan korumacı organizasyon ve aktivistlerin bu merkezlerin şartlarının iyileştirilmesi ve sürdürülmesinde her türlü istismardan uzak destekleri önemli bulunmaktadır.
  6. Sosyal alanlarda belirli dar kapsamda sosyal çevre ile uyumlu hale gelmiş sahipsiz hayvanlar, o çevrede (mahalle, sokak) kamuya ve yerel yönetimlere ait alanlarda, yerel yönetimlerce oluşturulacak bakım merkezlerinde, yerel hayvan koruma organizasyonları sorumluluğuna bırakılabilir ve hizmetleri desteklenebilir. Bunlar, mevcut durumun iyileştirilmesi için acil ve geçici bir çözüm yolu olarak tanımlanabilir. 2 Ekim 2019 Ankara.

Dr. Mustafa ALTUNTAŞ, Uzman Veteriner Hekim.

 

 

Güncel
 

 

 

 

Yeni Sayfa 1
 Copyright © 2006 - 2011 TurkVet ® - Her Hakkı Saklıdır - All right reserved