|
Veteriner Hekimlik Nereye Gidiyor?
İletişim ve Sosyolojik Boyutlu
Yaklaşımlar
|
|
Veteriner Hekimlik Nereye Gidiyor?
İletişim ve Sosyolojik Boyutlu Yaklaşımlar
İletişim
terimi, genellikle güç, denetim, nüfuz, ilişki, değişim, iletme
gibi kavramların tanımlanması amacıyla kullanılmaktadır.
İletişim toplumsal bir süreçtir ve toplumsal yaklaşımda
iletişimin ortak paydası paylaşma ve ortak olmadır. Bireysel
açıdan bakıldığında iletişim, iki kişiyi birbirine bağlayan bir
kanaldır ve kişilerin algılarını ortaya koyma ve iletiyi
nakletme imkânı sağlar. Bu şekli ile bireysel veya kişilerarası
iletişim tüm insan iletişiminin temelidir (Lazar, 2001).
Kişiler arası
iletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak
iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir
süreçtir. Bu iletişimin temel kuralları tanımlanmıştır:
·
Birinci kural; “Karşımızdaki kişilere saygı duymak; onların
varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını
hissettirmek, olduğu gibi benimsemektir.”
·
İkinci
kural; “Gerçekçi ve doğal davranmak; abartıdan uzak olmak,
olduğu gibi davranmaktır.”
·
Üçüncüsü ve en önemli kural, “empati” yapmaktır.
Empati,
iletişimin en önemli öğesidir. Empati kavramı, olayları
karşımızdakinin penceresinden görmeye çalışmaktır. Böylece
kurulan duygu ortaklığı, iletişimin gücünü arttırır, karşılıklı
olarak anlaşılmaya ve mesajların aktarılmasına olanak sağlar
(Anonim, 2008).
Kişilerarası
iletişimin sözel ve sözsüz olmak üzere iki boyutu vardır. Yüz
yüze yapılan bu iletişimde bir mesaj alış-verişi yapılır. Bu
iletişimde karşılıklı etkileşimlerimizin çoğu konuşmadaki
sözlerle gerçekleşmektedir. Zira dil toplumsal yaşamın
temelidir. Sözsüz iletişim şekli ise beden hareketleri, jestler
veya mimiklerle gerçekleştirilen bilgi alışverişleridir. Bu
iletişim şekli aracısızdır ve verici bireyin anlık heyecanlarını
yansıtır. Bunlar sadece yayınladıkları anda anlamlıdırlar (Lazar,
2001).
“Konuşmak
ihtiyaç olabilir, fakat susmak bir sanattır.” (Madamme
De Stael). İletişim aynı zamanda; ne söyleyeceğimizi
bilmek, bunu ne zaman söylemenin daha uygun olacağına, nerede
söylemenin doğru olduğuna karar vermek, en iyi nasıl
söyleneceğini düşünmek, olayları basitçe anlatabilmek, akıcı bir
dille ve karşımızdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek,
dikkati yoğunlaştırmak ve verdiğimiz mesajların alınıp
alınmadığını fark edebilmektir.
Günlük
yaşamda bireyler çevresiyle iletişim süreci yaşar. Bu süreçte
bireylerin toplumsal konumlarına göre yoğun veya hafif düzeyli
etkileşimler görülür. Günlük yaşamının önemli bir bölümü,
meslektaşlar, dostlar ve aile üyeleriyle birlikte geçer.
Konumuzu oluşturan meslektaşlar arası iletişim bir tür grup içi
iletişimdir. Grup içi iletişimde ilişkiler, kişisel ağlarla inşa
edilir ve insanlar arasında yerleşik, dolaylı ve dolaysız
bağların bütünü bu ilişkileri etkiler. Grup içi iletişim, grubun
informel veya formel oluşuna göre farklılaşabilir. Formel
iletişim (resmi), sınırlarının belirlenebildiği belirli bir
çerçevede gerçekleştirilir. İşletmelerdeki iletişim modeli buna
örnek olarak verilebilir. Kararlar yukarıda alınır, aşağıya
doğru hiyerarşik bir düzen içinde dağılır. İnformel (resmi
olmayan) iletişim meslektaşlar veya dostlar, komşular, aile
üyeleri arasındaki bağlantılar, etkiler ve ilişkilerle oluşur.
Bu iletişim türünde üyeler arasındaki duygusal bağlar etkili
olur. Katılım, dayanışma ve ortak kuralların bulunduğu bir
iletişim şeklidir. Dayanışma ve bağlılık bu iletişimin temelini
oluşturur. (Lazar, 2001).
Veteriner
hekimlik mesleği, 167 yıllık köklü bir geçmişi olan saygın bir
meslektir. Türkiye’de tıp ve mühendisliğin ardından kurulan
üçüncü yüksek okuldur. Her dönemde bünyesinden önemli değerler
çıkarmış, toplum çıkarlarını her zaman meslek menfaatlerinin
önünde tutmuştur. Bu saygın yapıyı korumak, geliştirmek ve bu
bilinçle genç nesillerin güvenli yarınlara ulaşmasını sağlamak,
her veteriner hekimin görevi olmalıdır. Bunun için gerekli olan
veteriner hekimlik mesleğini iyi tanımak, görev ve
sorumluluklarının bilincinde olmak, çalışmalarında ve
meslektaşları ile ilişkilerinde meslek ahlakı ve etik ilkeleri
gözetmek, meslektaşları, diğer meslek grupları ve halkla uyumlu
ilişkiler kurmak, mesleğe bağlılık, üyeler arasında dayanışma ve
paylaşımı geliştirmektir.
“Yaşam
enerjinizin kaynağı sizin özünüz. Kendi özünüzden koptuğunuz
zaman şevkiniz kalmaz.” (Cüceloğlu, 1999). O halde ilk yapılması
gereken sahip olduğumuz veteriner hekimlik kimliğinin farkına
varmak ve iyi tanımaktır. Sonrası meslektaşlarla iyi iletişim ve
meslek ilkelerine titizlikle uymaktan geçmektedir. Başarının
anahtarı mesleğini sevmek, mesleğini icra ederken deontolojik
kurallara uymak, iyi iletişim, meslektaşlar arasında dayanışma
ve bağlılıktır.
Veteriner Hekim Kimdir?
Veteriner
Fakültelerinden mezun olarak, diploma almış olanlara "Veteriner
Hekim" unvanı ve yetkisi verilmektedir. Veteriner Hekimler, 6343
sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına,
Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile
Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun
(VHMİK–6343, Madde (m.) 1–2) hükümleri çerçevesinde
mesleğini serbestçe icra edebilir.
Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliğinde
Veteriner Hekim; Hayvan hastalıklarını önleyen, teşhis koyan,
tedavi eden ve hayvan ıslahı ile gelişmesine katkıda bulunan,
ayrıca hayvansal gıdaların kaliteli üretimi ve kontrolü için
çalışan, zoonozlarla mücadele ederek halk sağlığını koruyan,
6343 sayılı Kanuna göre veteriner hekim ünvanı kazanmış kişi
olarak tanımlanmaktadır.
Veteriner
Hekim; hayvan sağlığı, hayvan refahı, halk sağlığı veya çevre
koruma ile ilgili görevler verilen ve ilgili otorite tarafından
işe alınan ya da kendisi ile mukavele yapılan veteriner hekimdir
(Altuntaş, 2002).
Türk Dil
Kurumu (TDK), Güncel Türkçe Sözlüğünde ise Veteriner Hekim
yazıldığında herhangi bir tanımlama yoktur. Ancak “Veteriner”
yazıldığında, karşılığında “Hayvan hastalıklarını tedavi eden
uzman, baytar” ifadesi ile karşılaşılmaktadır (www.tdk.org). Bu
tanımlama veteriner hekimlik camiasının kendi tanımı konusundaki
duyarsızlığının önemli bir örneğidir. Zira internet erişimine
açık ve ülkemizin önemli bir kurumunun, hakkımızdaki
düşüncelerinin bir resmidir. Aynı zamanda meslek örgütlerimizin
de sahiplenme yaklaşımının bir örneği olması bakımından dikkat
çekicidir. Oysa meslektaşlarımızın kadrosu, 2004 yılına kadar
resmi kurumlarda "Veteriner" olarak ifade
edilirken, T.B.M.M. ‘ye verilen bir önerge doğrultusunda
13.12.1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnameye bir geçici madde ilave edilerek,
"Ekli cetvellerde yer alan "Veteriner" unvanlı kadrolar,
"Veteriner Hekim" olarak değiştirilmiştir. Halen bu
kadrolarda çalışmakta olan personel başka bir işleme gerek
olmaksızın
yeni kadrolarına
atanmıştır" şeklinde düzeltilmiştir (Maden,
2007).
İnternet
üzerinden sözlük hizmeti sunan Vikipedia’ da; “Her türlü
hayvan hastalıklarının
teşhis ve tedavileri, hayvanların üreme ve ıslahlarıyla, gıda
kontrol hizmetleri ve
zoonoz
hastalıkların (hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara
bulaşan) önlenmesiyle uğraşan mesleğe veteriner hekimlik denir.
Veteriner hekimlik mesleği, dünyada en eski tarihe sahip
mesleklerinden birisidir. Hayvanların evcilleştirilerek
insanlara faydalı olmaya başlamasıyla birlikte veteriner
hekimlik mesleği de ortaya çıkmaya başlamıştır” şeklinde bir
tanımlama yer almaktadır (www.wikipedia.org).
Farklı
ifadelerle verilmekle birlikte, ortak noktalara işaret eden
tanımlar bu şekilde uzayıp gitmektedir. Bugün mensubu olduğumuz
veteriner hekimlik mesleğinin önemli bir kimliği ve çok önemli
görevleri vardır. Veteriner hekimler bu yıl itibarı ile 167.
kuruluş yıldönümünü idrak eden, köklü bir geçmişe sahip ve
saygın bir kurumsal yapının mensuplarıdır. Bu çerçevede
Veteriner Hekim Kimdir? sorusunun cevabı daha kapsamlı
olmalıdır:
“Veteriner
Hekim, hayvan sağlığı ve hayvanlar üzerinde yapılacak tüm
müdahalelerde söz ve tek eylem sahibi olan, koruyucu
hekimlik hizmetleri ve hayvan ıslahı ile hayvancılığın
gelişmesine katkıda bulunan, hayvansal ürünlerin kontrolü ile
tüm üretim ve pazarlama aşamalarında sağlık ve kalite
güvencesini sağlayan, gıda güvenliği ve zoonoz hastalıklarla
mücadele kapsamında doğrudan halk sağlığının korunmasında görev
alan, doğal hayatın, çevrenin ve nesli tükenmekte olan
hayvanların korunmasında aktif çalışmalar yürüten, hayvan
hakları ve hayvan gönenci kapsamında önemli yükümlülükleri
bulunan köklü bir geçmişe sahip, saygın bir kurumsal yapının
mensubudur.”
Böyle
kapsamlı bir tanımlamanın tarihi değerlendirmelere de daha uygun
olduğuna kanaatim tamdır. Ayrıca merhum Cumhurbaşkanı İsmet
İnönü’nün ifadesiyle bir okyanus kabul edilen veteriner hekimlik
için böyle bir tanımlama daha tatminkârdır. TDK’ya internet
yoluyla yaptığımız veteriner hekim tanımının yenilenmesi
başvurusundan sonra “Hayvan hastalıklarını tedavi eden uzman,
baytar” şeklindeki tanıma ek yapılarak “veteriner
hekim İng. veterinarian, veterinary doctor, Hayvan
hastalıklarının tanı ve tedavisi, hayvanların ıslah ve üretimi,
üretiminden tüketimine kadar olan tüm aşamalarda hayvansal
ürünlerin halk sağlığı açısından muayene ve denetimi
işlevlerinden sorumlu hekim, veteriner, baytar” ifadesi
eklenmiştir. Güncel Türkçe Sözlük arama motoruna veteriner hekim
yazıldığında bu ifade çıkmaktadır.
Veteriner Hekimlerin Mesleki Kimliği ve Sorumlulukları
Veteriner
hekimin mesleki kimliği ve sorumlulukları, veteriner hekim andı
ile belirlenmiştir. Bu kimliğin gerektirdiği yasal ve ahlakî
değerler, bu yemin çerçevesinde şekillendirilmiş ve yasal
düzenlemelere dönüştürülmüştür. Bu bağlamda ülkemizde veteriner
hekimlerin sorumlulukları, çalışma usulleri ve meslek içi
ilişkiler “Veteriner Hekim Andı” ve “Türk Veteriner Hekimleri
Birliği Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama
Yönetmeliği” ile düzenlenmektedir.
Veteriner
Hekim Andı, Türkiye’de ilk kez 1981 yılında “Ankara
Üniversitesi Veteriner Fakültesi Atatürk’ün Doğumunun 100.
Yılını Kutlama Programı” çerçevesinde Prof. Dr. Ferruh
Dinçer tarafından kaleme alınarak uygulanmıştır. Veteriner Hekim
Andının bugünkü şekli, yine Prof. Dinçer tarafından 1997 yılında
yeniden düzenlenerek, 25. Dünya Veteriner Hekimleri Birliği
Kongresinde kabul edilmiştir. Bu son metin Türk Veteriner
Hekimleri Birliği Merkez Konseyi tarafından onaylanarak 18
Temmuz 1997 tarihinde tüm Veteriner Hekim Odalarına
gönderilmiştir (Gül ve Özkul, 2006).
Veteriner
Hekim Andı, veteriner hekime yönelik beklentilerin belirlendiği,
veteriner hekimin amaçlarının genel hatlarını çizen etik kodları
kapsamaktadır. Temel etik değerleri yansıtabildiği ve veteriner
hekimleri, meslekî uğraşlarında yönlendirebildiği ölçüde
işlevsellik kazanacağı düşünülen bu metin, doğrudan bağlayıcı
olmaktan daha çok simgesel bir özellik taşımaktadır (Arslan ve
ark. 2001).
Türkiye’de
veteriner hekimlerin hayvana-hastaya; hayvan-hasta sahibine,
meslektaşlarına ve ilgili meslek gruplarına yönelik ödevleri;
başka bir deyişle meslekî uygulamaları sırasında uymak zorunda
oldukları yasal ve ahlakî yükümlülükleri ise 9 Temmuz 1994
tarihinde çıkarılan Veteriner Hekimliği Deontoloji Yönetmeliği
ile bağımsız olarak yasal güvencesine kavuşabilmiştir.
İşlevselliğini 12 yıl kadar koruyan bu Yönetmelik, Türkiye’de
veteriner hekimliği mesleğinin “anayasası” olarak anılan
ve mesleğin ülke genelinde icrası ile icrayı yürütecek ve
denetleyecek olan organların kuruluş tarzı ve işleyişlerinin
yasal dayanağını oluşturan 6343 sayılı Yasanın 47 ve 62’nci
maddeleri uyarınca hazırlanan Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin
yayımlanması ile yürürlükten kalkmıştır (Gül ve Özkul, 2006).
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği
(TVHB-UY)’nin sekizinci bölümü “Deontoloji” başlığı altında,
meslek yemininden başlayarak, veteriner hekimlerin görevleri,
meslek onurunu zedeleyici davranışlardan kaçınma, veteriner
hekimin diğer meslek üyeleri ile ilişkileri, ilk yardım, meslekî
davranış, meslekî sırların açıklanmaması, meslektaşlar arası
ilişkiler, veteriner hekimlerin karşılıklı münasebetleri,
kişisel veya meslekî bilgilerin açıklanması, veteriner hekimler
arası müşteri ilişkileri gibi veteriner hekimlik mesleğinin
icrası ile ilgili iletişim kuralları ve meslektaşlar arası
ilişkilere yasal bakış açısı getirmektedir.
Bu yönetmelik
hükümleri çerçevesinde Birlik ve organlarınca alınacak tüm
kararlara, veteriner hekimler uymak zorundadırlar (TVHB-UY,
m.112). Uymayanlar için disiplin soruşturması açılır.
Soruşturmada disiplin işlemleri; soruşturma ve kovuşturma olmak
üzere iki bölüm hâlinde yapılır.
İlk inceleme ve soruşturma sonrasında ilgiliye, üzerine atılı
bulunan suç açık ve yazılı olarak bildirilir, yazılı savunma
otuz günlük süre tanınır (m. 119). Soruşturma bildirim veya
yakınma, Merkez Konseyinden gelen bildirim, oda yönetim
kurulunca gerek duyulması, üzerine kendiliğinden yapılır (m.
120).
Bu
yönetmelikte yürürlükten kaldırılan Deontoloji yönetmeliğinin
önemli bir kısmı korunmuştur. Ayrıca temel etik ilkeler, hekimin
yansızlığı, vicdanî ve meslekî kanılar gibi konularda bazı
güncellemeler yapılmış, Avrupa Birliği uyum süreci dâhilinde,
hayvan hakları ve hayvan refahı gibi konularda önemli
düzenlemeler ve ödüllendirme gibi yenilik ve ekler de
getirilmiştir.
Bir mesleğin
gelişmesi, toplumsal statüsünün yükselmesi, kabul görmesi ve
özendirilmesi, meslek mensuplarının toplum içerisinde kabul
gören başarılı bireyler olması, özverili çalışmaları ve
çabalarıyla meslek alanına giren konularda ülkesine önemli
katkılar sağlaması, entelektüel birikimleri ile toplumda kanaat
önderi olması gereklidir. Bunun için meslek mensupları mesleğini
sevmeli, mesleğine bağlı olmalı, moral ve motivasyonunu
bulunduğu mevkinin gerekleri doğrultusunda yoğunlaştırmalıdır.
Bunun için başarılı meslek mensuplarının tanıtılması,
çalışmalarının takdir edilmesi ve ödüllendirilmesi oldukça
yararlı bir uygulamadır. Nitekim önceki deontoloji
yönetmeliğinde yer almayan ödüllendirme uygulaması TVHB-UY’de
“Veteriner hekimlik mesleğinin gelişmesine ve saygınlığının
artmasına katkıda bulunmak ve bu çabalarda toplum yararının
gözetilmesini sağlamak, veteriner hekimlik hizmet alanlarında
bilimsel ve hizmet nitelikli çalışmaları desteklemek ve
özendirmek amacıyla kendi üyeleri yanında gerçek ve tüzel
kişilere, Merkez Konseyi ve oda yönetim kurullarınca, Merkez
Konseyi tarafından hazırlanacak yönerge hükümlerine göre ödül
verilebilir” şeklindeki 170. madde ile yer almıştır. Bu
uygulamada elbette bilimsel kuralları gözeterek, toplum yararı,
mesleki başarı ve liyakat dikkate alınarak değerlendirmeler
yapılmalıdır. Bu değerlendirmelerle başarılı bulunan insanların
tanıtımı ve ödüllendirilmesi, aynı zamanda mesleğimizin tanıtımı
ve ödüllendirilmesi olarak kabul edilmelidir.
Bu noktadan
yola çıkarak, veteriner hekimlerin görev ve yetkileri,
sorumlulukları, bir meslek grubunun üyesi olarak toplum içindeki
yeri, mesleğine, meslektaşlarına, hayvanlara ve hasta
sahiplerine karşı yükümlülükleri yasal ve deontolojik düzeyde
ele alınacaktır. Ayrıca bu çerçevede ülkemizde veteriner
hekimliğin yeri, meslektaşlar arası iletişim, dayanışma,
veteriner hekimlik mesleğinin kurumsal ve sosyal yapısı da
değerlendirilecektir.
Veteriner Hekimlerin Görevleri
Bir Veteriner
Hekim meslek yaşamı boyunca, Veteriner Hekimliği Andı
çerçevesinde hayvan ve insan sağlığına çağdaş hizmet sunma,
doğayı ve hayvanları koruma, çevre bilinci, insan ve hayvan
yaşamına saygı ilkeleri içerisinde hareket eder (TVHB-UY, m.
62). Tedavi ve araştırmalarında bilimsel yöntemleri kullanır,
deontolojik kurallara uyar ve etik ilkeleri gözetir.
Veteriner
hekimlerin başta gelen görevleri; görevleri gereği ilişkili
oldukları iş, meslek sahipleri ve meslektaşları ile tam bir uyum
ve anlayış içerisinde çalışarak, hayvan refahı kurallarına uymak
ve uygulamasını temin etmek, hayvan sağlığını korumak, hayvan
varlığının ve hayvansal ürünlerin arttırılmasını sağlamak,
veteriner halk sağlığını ve gıda güvenliğini sağlamak, hayvan
sahiplerinin duygu ve düşüncelerine saygı göstermek olarak
belirtilmiştir (TVHB-UY, m. 63).
Veteriner Hekimlik Mesleğinin İcrası ve Meslektaşlar Arası
İlişkiler
Veteriner
hekim, meslektaşları, ilgili mesleklerin üyeleri, hasta
sahipleri ve halkla ilişkilerinde TVHB-UY uyarınca hareket
etmek, aynı zamanda diğer mesleklerin de kendilerine ait mevzuat
hükümlerini göz önüne alarak ilişkiler kurmak zorundadır (TVHB-UY,
m. 65).
Veteriner
hekim işyerinde hekimlik görev ve onuru ile bağdaşmayan
davranışlarda bulunamaz (TVHB-UY, m. 111). Mesleğini doğrulukla
icra etmek ve onu yüceltmek bir veteriner hekimin temel
yükümlülüğüdür. Saygın bir meslek grubunun üyesi ve temsilcisi
konumunda olan her veteriner hekimin, meslekî faaliyetleri
dışında da meslek onurunu zedeleyici davranışlardan kaçınması
zorunludur. Veteriner hekim, hekimlik görevini yaparken herhangi
bir etki altında kalmaksızın, kişisel kanı ve meslekî inancına
göre hareket eder. Uygulayacağı bilimsel yöntem ve tedavinin
seçiminde serbesttir (TVHB-UY, m. 64, 67). Veteriner hekim,
bilimsel yöntemlere uyarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi
yapar. Hastalığın şifa ile sonuçlanmayışı veteriner hekimin
başarısızlığını göstermeyeceği gibi bu nedenle veteriner hekimin
kınanması da kabul edilemez (TVHB-UY, m. 86).
Veteriner
hekimler, kendi aralarında olumlu ve uyumlu meslektaş ilişkileri
kurarlar, maddi ve manevi bakımdan birbirlerine yardımcı
olurlar, meslekî düşünce ve eylemlerine uzmanlıklarına, bilimsel
yetenek ve kişisel becerilerine karşılıklı saygı duyarlar.
Uyuşmazlıklarında önce aralarında anlaşma yolu ararlar, bu
sağlanamazsa meslek organlarının aracılığına başvurmak
zorundadırlar (TVHB-UY, m. 99). Fakat hiçbir şekilde bir
veteriner hekimin meslektaşını yermesi, onu küçük düşürecek söz,
yazı veya hakarette bulunması düşünülemez. Ayrıca her veteriner
hekim meslekten olmayan bir kişinin böylesi eylemlerine karşı da
meslektaşını korumak zorundadır (TVHB-UY, m. 100). Adlî ve idarî
makamlar ile meslek organlarının mevzuata uygun istemleri
dışında bir veteriner hekim dolaylı yolla bile olsa meslektaşı
aleyhine kullanılabilecek kişisel veya meslekî her türlü bilgiyi
vermekten sakınmalıdır (TVHB-UY, m. 101).
Veteriner
hekimler mesleklerini icra ederken, diğer kamu ve tüzel kurum ve
kuruluşlar ve farklı meslek grupları ile görevleri gereği
ve/veya karşılıklı ilişkiler kapsamında karşı karşıya
gelebilmektedir. TVHB-UY, m. 108’ de “Veteriner hekimler, ilgili
meslek grupları ile olumlu ve sürekli ilişkiler kurmalıdır.
Onların bilimsel özgürlüğüne saygı duymalı, kişiliklerine özen
göstermeli, gerektiğinde onlara yardımcı olmalıdır.” İfadesi ile
bu tür ilişkilerin sınırlarını çizmekte, fakat veteriner
hekimlerin idarî makamlarla olan ilişkilerinde meslekî
onurlarına dikkat etmek zorunda olduğu, işveren veya amiri
meslektaşı bile olsa, veteriner hekime bilimsel inanç ve
kanaatine ve mevzuata ters düşen herhangi bir meslekî baskı
yapamayacağı da hatırlatılmaktadır (TVHB-UY, m. 107).
Veteriner
hekimlerin ileride aynı kulvarı paylaşacağı veteriner hekim
adaylarının eğitimine destek olması, stajyer öğrencilerin
yetiştirilmesine katkı sağlaması, öğrencilerin sahayı tanıması,
vizyon kazanması ve uygulamalı hekimliği öğrenebilmesine
yardımcı olması, veteriner hekimlik mesleğinin onlara yüklediği
önemli bir görevdir. Bu görevi icra ederken, veteriner hekimler
her türlü tutum ve davranışlarında meslek ahlakı ve etik
ilkeleri gözetmelidir. Uygulama yönetmeliği (TVHB-UY, m. 105)
bu konuya “Veteriner hekimler, genç meslektaşlarının ve stajyer
öğrencilerin yetişmelerinde onlara bilgi ve görgülerini
aktarabilecek ortamı hazırlamak, çalışmalarına katkıda bulunmak,
meslekî sevgi ve saygının yerleşmesini ve olumlu yönde
gelişmesini sağlayacak şekilde hareket etmek zorundadırlar”
ifadesi ile zorunlu yaklaşım olarak bakmaktadır.
Veteriner
hekimler arasında en çok problem oluşturan konulardan biri de
tedavi yaklaşımları konusudur. Uygulama yönetmeliğinde
belirtildiği üzere “Veteriner hekim bilimsel yöntem ve tedavinin
seçiminde serbesttir (m. 67), ancak bilimsel yöntemlere uyarak
teşhis koyar ve gereken tedaviyi yapar. Hastalığın şifa ile
sonuçlanmayışı veteriner hekimin başarısızlığını göstermeyeceği
gibi bu nedenle veteriner hekimin kınanması da kabul edilemez
(m. 86) diyerek bu konuda bilimsel kurallar dâhilinde farklı
teşhis ve tedavi yaklaşımlarına izin vermektedir.
Hekimlik
uygulamalarında, teşhis ve tedavi girişimlerinde meslektaşlar
arasında veya hayvan sahipleri arasında bu konuda yaşanabilecek
tartışmalar için konsultasyon müessesesi geliştirilmiştir.
“Veteriner hekim, hasta sahibinin konsültasyon dileğini saygıyla
karşılamalıdır; ancak ret hakkı da saklıdır (m. 87).”
Konsültasyon bilimsel bir yaklaşımdır. Tarafların konsültasyon
değerlendirmelerinde pozitif bilimin gereklerine uygun
davranması ve konsültasyon tartışmasını kişisel bilgi ölçümü,
kendini ispat etme veya avantaj sağlama noktasına taşımaması
gereklidir. Bu sebeple konsültasyon tartışması, hayvan
sahibinden uzakta yapılmalı, yöntem, teşhis ve tedavide bir
değişiklik gerekirse, sonuç konsultant veteriner hekim
tarafından meslek ve meslektaşına hiçbir eleştiri getirmeyecek
şekilde hayvan sahibine anlatılmalıdır (TVHB-UY, m. 88). Eğer
konsültasyonda görüş ayrılığı oluşursa ve hayvan sahibi
konsultant veteriner hekimin tedavi yöntemini tercih ederse,
veteriner hekim hastayı bırakabilir (m.89). Tersi durumunda
konsultant veteriner hekim, tedaviyi uygun görmezse bu konudaki
görünüşü tartışmaya meydan vermeden bildirir ve gerekirse
konsültasyon tutanağına görüşlerini yazarak imzalar. Tedaviyi
değiştirecek hiçbir girişim de bulunmaz (m. 90) ve kendi
görüşlerini meslektaşı ile tartışmadan hasta sahibine
açıklayamaz (m. 92). Konsultant veteriner hekim, hasta hayvanın
veya hasta sahiplerinin, ısrarlı isteği ve hayvanı tedavi eden
ilk veteriner hekimin onayı olmadıkça hastayı tedavi edemez. İlk
hekim bu durumu onaylamıyorsa hastayı bırakabilir (m. 93). Bu
şekilde bir hastayı bırakılabilmesi için başka bir veteriner
hekimin tedavi ve girişimlerine olanak verecek zamanın
bulunması, hayvanın yaşamının tehlikede olmaması, sahibinin
ekonomik yönden zarar görmemesi veya hasta hayvanın çevresine
zarar vermesinin önlenmesi koşullarının oluşması gereklidir (m.
94).
Hasta sahibi
daha önce bir veteriner hekim tarafından muayene edilmiş ve
tedaviye başlanmış olan hastayı, başka bir veteriner hekime
götürdüğünde; “Veteriner hekim muayenesini yaptıktan sonra
teşhise yardımcı olması bakımından, daha önce bir meslektaşı
tarafından yapılmış bir müdahale varsa bunun hakkında bilgi
alabilir. Ancak meslektaşını eleştirmekten kaçınmalı ve önceki
teşhis ve tedavi girişimleri hakkında yorum yapmamalıdır (m.
91).
Bir başka
durum yarıda bırakılan tedavinin yeniden yapılması konusudur.
Böyle bir durumda mesleki yaklaşım, veteriner hekimin olayı
kabul etmeden önce meslektaşı ile görüşmesi (TVHB-UY, m. 106)
tarzında olmalıdır. Zira bu konuda hasta sahipleri ve/veya diğer
ilgililerin farklı kanaat ve yaklaşımları olabilir, yanlış
değerlendirmeler bulunabilir. Bu tür sorunların çözümünde meslek
ilkelerinden taviz vermeden, hayvan sahibinin ve hasta hayvanın
mağduriyeti giderilmeli, tartışmalar etik perspektifte
değerlendirilmelidir.
Veteriner Hekimlik ve Halkla İlişkiler
Veteriner
Hekimler meslek yaşamları boyunca hayvan sahipleri ile yakın
ilişki içinde çalışırlar. Bu ilişkilerin her zaman meslek
ilkeleri ve karşılıklı saygı ölçüleri içerisinde sürdürülmesi
zorunludur. Hayvan sahiplerinin sosyal statüleri, eğitim ve
kültür seviyeleri bu ilişkinin boyutunu etkilememelidir (Maden,
2007).
Bir kimse
hakkındaki en önemli (olumlu/olumsuz) intibalar, ilk birkaç
dakika içerisinde oluşur. Bu ilk iletişimde karşınızdaki kişinin
sizin hakkınızdaki değerlendirmelerinin % 90’ı karşılama,
selamlama dış görünüm ve kıyafetten etkilenir. İlk intibalar
bunu takip eden zaman içerisinde bireyin kendisini ifade eden
davranış kalıpları, sözlü ifadelerinde kullandığı dil, jest ve
mimikler ile değişebilir veya aynı şekilde kalır. Dolayısı ile
ilk karşılaşmada karşı tarafa mesajınız, dış görünümünüz ve
beden dili ile oluşur. Bu nedenle kliniklerin yapısı,
çalışanların davranışları ve kıyafetleri düzenli olmalıdır. TVHB-UY’nin
110 ve 111. Maddelerinde; “Veteriner hekim, muayenehanede beyaz
gömlek ve işin özelliğine göre özel giysi giyer. Diğer yardımcı
personele ise ayrı renkte iş ortamına uygun giysiler
kullandırmak zorundadır “ ve “Veteriner hekim işyerinde
hekimlik görev ve onuru ile bağdaşmayan davranışlarda
bulunamaz.” İfadeleri ile bu iletişim şekline atıf yapmaktadır.
ABD Idaho
Veteriner Sağlık Birliği tarafından yapılan bir araştırmada,
hasta sahiplerinin tekrar kliniğe gelmeme nedenleri arasında ilk
sırayı muayene esnasındaki olumsuz hekim davranışlarının aldığı
bildirilmektedir. Sekiz temel hasta memnuniyetsizliğinin
sıralandığı listede, yanlış tanı ve sağaltıma ilişkin şikâyete
rastlanmamıştır. Kayıtlı şikâyetlerin % 80 'ini küstah personel
davranışları, % 70'ini ise sağaltım giderlerinin açıklanması
sırasındaki olumsuz tavırlar oluşturmuştur. Diğer
hoşnutsuzluklar arasında randevulardaki aksaklıklar ile hekimi
uzun süre bekleme durumunda kalma gibi şikâyetler yer almıştır (Perk,
2001).
Veteriner
kliniklerine gelen insanlar genellikle hayvan severdir, bir
problemi vardır ve çözüm aramaktadır veya bilgi almak için
oradadır. Veteriner hekimden beklentisi, sıcak bir karşılama,
yeterli ve doyurucu bilgi, en önemlisi de probleminin karşı
tarafça da kavranması ve bu konunun öneminin konuşmalar veya
muayene sırasında kendisine hissettirilmesidir. Karşılıklı
paylaşılan bu problemin, taraflarca takdir edilmiş olması çözümü
kolaylaştırıcı bir adımdır. Ünlü bir hekim olan Al-Razi “İyi bir
hekim, aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır.” diyor. Bu vurgu
karşılıklı anlayışın çözümleri kolaylaştıracak olmasında
yatmaktadır. Bu sebeple gerek meslek içi ve farklı meslek
grupları ile gerekse müşteriler ve halkla ilişkilerde, veteriner
hekimlik mesleğinin bir üyesi ve temsilcisi konumunda olan
veteriner hekimlerin davranış ve hareketlerinde ölçülü ve
dengeli olması temel zorunluluk olarak kabul edilmiştir.
Toplum
içerisinde herkesin hayvan sever olması beklenemez. Ancak
veteriner hekimler hayvan sever ve hayvan hakları savunucusu
olmak zorundadır. Konya Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği
Başkanı, Emekli Öğretmen Ümit Sürmeli (Börü) “ Çocukları
sevmeyen öğretmen, insanları sevmeyen Doktor, hayvanları
sevmeyen Veteriner Hekim olmasın.” diyerek bu konuyu hayvan
sever gözüyle değerlendirmektedir. Her veteriner hekimin uymakla
yükümlü olduğu yasal düzenlemelerde (TVHB-UY) de bu durum açık
bir şekilde anlatılmıştır; “Veteriner hekim, hasta sahibinin
üzüntü ve duygusallığını anlayışla karşılamak, hasta hayvana
gerekli özeni göstermek, onu tedavi etmek ve hayatını kurtarmak
olasılığı bulunmadığı durumlarda bile acısını azaltmaya veya
dindirmeye çalışmak zorundadır (m. 83). Veteriner hekim 8/5/1986
tarihli ve 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunundaki
ilgili hükümler saklı kalmak koşuluyla, hayvan sahibinin özel ve
çevresel yaşamına karışamaz. Ancak, hayvanın kendisinin ve
çevresinin sağlığı bakımından zorunlu durum varsa gerekli
uyarıları ve önerileri yapar (m. 84) ve müşterisine karşı
kanunların ve mesleğin kendisinden istediği tüm görevleri
yapmakla yükümlüdür (m.85).
Veteriner
hekim, mesleğini icra ederken toplum çıkarlarını meslekî
çıkarlarının önünde görmek ve üstün tutmak zorundadır (TVHB-UY,
m. 69). Bu sebeple genel hekimlik kurallarına aykırı aldatıcı
teşhis ve tedavi yapamaz, meslektaşlarını ve halkı yanıltıcı
davranışlarda bulunamaz (TVHB-UY, m. 78). Tedavi
uygulamalarında, maddi ve manevi olarak en güvenli yöntemi
seçmeli ve önceden denenmiş ve yarar sağlamayacağı anlaşılmış
olan yöntemleri uygulamaktan sakınmalıdır (TVHB-UY, m. 79).
Hayvan
sahipleri, veteriner hekimliği genel mevzuatına, özel ve kamu
kuruluşlarındaki yöntem ve kurallara uymak koşuluyla dilediği
veteriner hekimi veya kurumu seçmekte serbesttir (TVHB-UY, m.
82). Veteriner hekim, meslektaşının kanunî yollardan sağladığı
her türlü işi ve kazancını kendi lehine dönüştürecek bir girişim
de bulunamaz (TVHB-UY, m.102).
Bu seçimi
etkileyebilecek ve rekabet kurallarını aşan davranışlar, ilan ve
reklam yaklaşımının kuralları uygulama yönetmeliğinde ifade
edilmiştir. Veteriner hekimler, müşterilerine yönelik gazete,
afiş, broşür, el ilanı ve bu gibi her türlü iletişim araçlarında
yapacağı duyurularında; adres, telefon numarası, muayene günü ve
saatleri, sahip olduğu unvan, acil olaylar için ev adresi ile
muayenehaneyi bulmada yardımcı olacak işaretler dışında, reklam
niteliği taşıyan frapan renkler, müşteriye maddi ve manevi
avantaj sağlanacağını belirten her türlü yazılar, ifadeler,
bilimsel ve eğitici nitelik taşımayan ışıklı gösteriler,
süslemeler veya aracı, propagandacı gibi meslek gururunu
düşürecek nitelikteki uygulamalardan kaçınmak zorundadır. Hatta
veteriner hekimlerin her ne sebeple olursa olsun, müşterisine
yönelik teşekkür ilanı veya reklam vermesi de yasaktır (TVHB-UY,
m.97, 98).
Genel Değerlendirme ve Öneriler
Veteriner
hekimlerin toplumsal statüsü, meslek mensuplarının toplum
içindeki yeri, mesleğe bağlılık, yaşam doyum düzeyleri,
profesyonel yaşam tarzı ve gelir düzeyleri konularında, Türkiye
ve dünya ölçeğinde karşılaştırmalar sıklıkla yapılmaktadır.
Ülkeler arasında önemli farklar bulunduğu açıktır. Özen ve
arkadaşları tarafından 2007 yılında yapılan, Orta ve Doğu
Anadolu bölgelerinde 14 ili kapsayan ve 129 veteriner hekimin
katılımının sağlandığı bir araştırmada; meslektaşlarımız
mesleğin sosyolojik statüsünü % 68,5 çoğunlukla orta sınıfta
görmektedir. Ankete katılan veteriner hekimlerin sadece %
25,2’si mesleğini üst sınıfta gördüğünü söylemektedir. Aynı
araştırmada Türkiye’de veteriner hekimliğin durumu konusunda çok
ciddi bir sonuçla karşılaşmaktayız. Bu araştırmada veteriner
hekimlerin % 85,9’u (% 32,8 çok kötü, % 53,1 kötü) veteriner
hekimliğin Türkiye’deki yerini kötü olarak belirtmekte ve
meslektaşlarımızın % 57,8’i bu meslek grubunda bulunmaktan
memnun olmadığını ifade etmektedir. Araştırmacılar, bunun
sebeplerini gelir seviyesindeki düşüklük ve bilinçsiz meslek
seçimine bağlayarak, meslektaşlarımızın yaşam doyumu konusunda
tatminsizlik yaşadığına dikkat çekmektedirler. Birçok araştırma
(Davis, 1988; Musal ve ark., 1995; Ünal ve ark., 2001) yaşam
doyumu konusunda oluşan tatminsizliğin en önemli nedeninin
mesleğin benimsenmemesi olduğu kanaatinde birleşmektedir.
Veteriner
hekimlerin mesleklerini benimsemesi veya halen icra etmekte
oldukları bu mesleğin kendilerini tatmin etmemesinin nedenleri
nelerdir? Ülkemizde veteriner hekimlik mesleği neden dünya
standartlarında yapılamamaktadır? Resmi kurumlar, meslek
örgütleri ve meslek mensuplarının toplum içindeki yeri ve sosyal
statüsü nedir? Meslek örgütlerinin veteriner hekimliğin durumu
ve gelecek vizyonu konusundaki çalışmaları yeterli midir?
Sorular
sorulabilir. Sorumlular aranabilir. Çözümler tartışılabilir.
Eleştiri kolaydır. Fakat yapıcı ve çözüme yönelik olmalıdır.
Somut öneriler mutlaka bulunur ve değerlendirilebilir. Bu
değerlendirmelere bazı örneklerle açıklık getirmek istiyorum.
Adıgözel ve
Yazar (2008) meslektaşlarımız arasında yaptıkları bir anket
çalışmasında, klinisyen hekimlere “Yaptığınız işi dikkate
aldığınızda, eğitiminiz boyunca almış olduğunuz derslerden en
önemlisini ya da önemlilerini işaretleyiniz?” sorusunu
yöneltilmişlerdir. 28 ilde 252 klinisyen veteriner hekimin
katıldığı çalışmada, en önemli derslerde 3. sırada Mesleki Etik
ve Deontolojiye vurgu yapılmaktadır [Dahiliye (% 92,9),
Farmakoloji (% 77,4), Mesleki etik ve Deontoloji (% 68,7), Sun’i
tohumlama ve Doğum (% 68,3), Hayvan Besleme ve Zootekni (%
59,1)]. Bu sonuçlar mesleğin icrası sırasında etik sorunlar
yaşandığına işaret etmektedir.
Ankara,
İstanbul, Konya ve Elazığ illerini kapsayan ve veteriner
hekimlerin hayvan haklarına bakışının değerlendirildiği bir
çalışmada (Özen ve ark., 2004), meslektaşlarımız hayvan
haklarına karşı duyarlı bulunmakla birlikte, ankete katılan
veteriner hekimlerinin % 52’sinin hayvan sahibi olmadığı, %
95’inin de hayvan hakları ile ilgili bir derneğe üye olmadıkları
belirlenmiştir. Sonuçta araştırmacılar meslektaşlarımızın hayvan
hakları konusunda kuşkulu bir yaklaşım sergiledikleri kanaatine
varmışlardır.
Emekli
hocalarımızdan Prof. Dr. Cemal Nadi Aytuğ (2008), özel
sektördeki veteriner hekimleri yönlendiren ve denetimini
sağlayan mevzuatların yetersiz, mevcut yönetmeliklerin de gereği
gibi uygulanmadığını belirtmektedir. Ticareti hekimliğin önüne
geçiren bazı davranışların maalesef mesleğin itibarını sarsacak
boyutlara ulaşmış olduğunu ve ayrıca, haksız rekabetlere de yol
açtığını söylemektedir. Prof. Aytuğ, “Mesleki itibarın
sarsıldığı bir platformda atılım yapma, gelişme ve genişleme
şansı yoktur.” İfadeleri ile meslek etiğinden taviz
verilmemesini, Bakanlık ve meslek odalarının işbirliği yaparak
mevcut kuralların tavizsiz uygulanmasının sağlanması, kurumsal
yapı ve mevzuat ihtiyaçlarının tez elden karşılanması
gerektiğine işaret etmektedir.
Aytuğ (2008),
veteriner hekimlikte tedavi hizmetleri alanının halen en önemli
istihdam alanı olduğuna dikkat çekerek, büyükbaş hekimliğinde
vizit yapma şeklinde yürütülen çalışmaların gelecek vaat
etmediğini ve çiftlik hayvanları alanında çalışacak veteriner
hekimlerin organize olarak, suni tohumlama, ıslah, koruyucu
hekimlik ve tedavi hekimliği hizmetlerini entegre bir düzen
içinde bir arada yürütecek birlikler veya hizmet şirketleri
kurmalarında büyük yarar görmektedir. Pet hayvanları ile ilgili
hizmetlerin giderek gelişmekte ve yaygınlaşmakta olduğuna vurgu
yapan Prof. Dr. Aytuğ, pet hayvanları ile ilgili klinik
çalışmaların insan hekimliği ile kıyaslanabilir koşullar altında
yürütüldüğünü ifade etmektedir. Bu sebeple mevcut eğitim
programlarının buna cevap verebilecek duruma getirilmesi
düşüncesiyle, bu alanda çalışacak meslektaşlarımızın
diğerlerinden farklı bir eğitim almalarının şart olduğunu
söylemekte ve fakültelerde ayrı bölüm açılması veya bazı
fakültelerdeki klinik öğretiminin münhasıran bu alana
kaydırılmasını önermektedir. Ayrıca pet hekimliğinde eğitim
noksanlıklarının giderilmesi ve meslek odalarımızın hekimlik
etiğinin korunması hususunda azami derecede dikkat
göstermelerinin şart olduğunu belirtmektedir.
Aytuğ
(2008)’un vurgu yaptığı önemli bir konuda örgütlenmedir.
Örgütlenme sağlanamadığı sürece mesleki sorunları çözüme
kavuşturmanın mümkün olmadığını, veteriner hekimlerin meslek
odalarına sahip çıkması ve odaların çalışmalarını kolaylaştırmak
için ellerinden gelen her türlü katkıyı sağlamasını
istemektedir.
İstanbul
Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları ABD öğretim
üyesi, Prof. Dr. Tamer Dodurka, veteriner hekimlik mesleğinin en
önemli sorununu alt yapısı yeterli olmayan veteriner
fakültelerinin açılması olarak görmektedir. Giriş puanlarının
düşmesiyle, fakültelere amaçsız, hevessiz, idealist olmayan
öğrencilerin girdiğini bunun eğitim kalitesinin düşmesi ve
veteriner hekimlerin iyi yetişmemesi sonucunu doğurduğunu ifade
etmektedir. Bu durumun veteriner hekimlikte hizmet kalitesinin
düşmesine, günün koşullarına uygun bilim üretilememesine ve
mesleğin toplum içindeki saygınlığının azalmasına neden olduğunu
değerlendirmektedir (Dodurka, 2008).
23-24 Aralık
2006 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen Türk
Veteriner Hekimleri Birliği Çalıştayı’nda veteriner hekimliğin
temel sorunları; organizasyon ve mesleki yapılanma, eğitim,
medya ve iletişim, mevzuat, istihdam, serbest veterinerlik
hekimlik ile ilgili sorunlar ve özlük hakları çerçevesinde
değerlendirilmiş ve çözüm önerileri tartışılmıştır.
Buraya kadar
yapılan değerlendirmelerin bazı ana konularda yoğunlaştığı
görülmektedir. Bunlar eğitim, güncel bilgi ihtiyacı, deontoloji,
veteriner hekimlik etiği, mevzuat, örgütlenme ve yasal
yaptırımlar olarak genellenebilir. Veteriner hekimlikte eğitim
modelinin günün şartlarına entegre edilmesi, fakültelerin
öğretim elemanı ihtiyacının süratle karşılanması, uygulamalı
eğitim vermesi gereken fakültelerimizin donanım ihtiyacının
karşılanması, sürekli eğitim imkanlarının artırılması, mevzuatın
güncellenmesi ve yaptırımların geliştirilmesi, etik sorunların
giderilmesi, meslek ilkelerinin titizlikle uygulanması, örgüt
yapısının geliştirilerek kurumsal yapının ve dayanışmanın
geliştirilmesi çözüm bekleyen konulardır.
Veteriner
hekimler çalışmaları sırasında meslek ilkelerini gözeterek ve
meslektaşlarının haklarını koruyarak çalışmak zorundadırlar.
Bunun için öncelikle meslek mensuplarının mesleğini sevmesi,
benimsemesi, her bir meslek mensubunun camianın bir temsilcisi
konumunda olduğunun bilinciyle çalışması gerekir. Meslek
örgütleri her platformda mesleğin tanıtımını yapmalı, veteriner
hekimlerin toplumsal rolleri ve görevlerini iyi anlatmalı,
hayvan ve halk sağlığının korunmasında veteriner hekimlerin
çalışmalarının önemini vurgulamalıdır. Meslek örgütleri bilimsel
ve sosyal aktiviteler düzenlemek suretiyle mensuplarının
bilimsel ve sosyal gelişimine katkı sağlamalı, meslektaşlar
arasında iletişim kanallarını açık tutarak meslek mensuplarının
kaynaşmasına, paylaşma ve dayanışma bilincinin gelişmesine
yardımcı olmalıdır.
Bu bağlamda
bazı somut öneriler getirmek mümkündür:
1. Veteriner
hekimler mesleki kimliklerinin bilincinde olmalı ve
sorumluluklarını bilmelidir.
2. Mevzuatlar
süratle güncellenmeli, tüm veteriner hekimliklerin yasal
düzenlemelere uyması sağlanmalı, uymayanlara için uygun
yaptırımlar hayata geçirilmelidir.
3. Veteriner
fakültelerinde uygulanan eğitim çağın şartlarına uygun hale
getirilmeli, uygulamalı eğitim imkânları artırılmalıdır.
4. Her
alanda ortaya çıkan bilgi ihtiyacının karşılanması için sürekli
eğitim imkânları geliştirilmelidir.
5. Teşhis
ve tedavide bilimsel metotları benimseyen, günümüzün şartlarına
göre yenilenmiş, uygun donanıma sahip kliniklerde, çağdaş
veteriner hekimlik anlayışının yerleşmesi sağlanmalıdır.
6. Meslektaşlar
arası iletişim ve ilişkiler deontolojik ilkeler ışığında
yapılmalıdır.
7. Müşteri
ilişkileri ve halkla ilişkiler meslek ilkeleri ve karşılıklı
saygı ölçüleri içerisinde sürdürülmeli, hayvan hakları ve
gönenci gözetilmeli, hayvan sahiplerinin duygu ve düşüncelerine
saygı gösterilmelidir.
8. Meslek
örgütleri yeniden yapılandırılmalı, veteriner hekimlik
mesleğinin etkin tanıtımı konusunda çalışmalar yapmalı, yazılı
ve görsel iletişim kanalları ile meslektaşlar arası iletişimi
geliştirmeli, bilgilendirme çalışmaları yapmalı, mensuplarının
mesleki ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmalıdır.
Bir aracın
sürücüsü, yolda kendinden başka araç yokmuş gibi davranırsa kaza
yapar. Bir kişi konuşurken, karşısındakini nasıl etkilediğini
düşünmeden, bilinçsiz davranırsa, onur kırar. (Cüceloğlu, 1993).
Veteriner
hekimler, mesleki sorumluluklarının bilincinde, kurum ve
kuruluşları ile birlikte, tüm sorunların üstesinden
gelebilirler. Bunun için iletişim kanallarını açık tutmak ve
sürekli iletişim halinde olmak gereklidir. Eğer iletişim doğru
yönetilirse, birçok sorunu ortaya çıkmadan önleyebiliriz.
Unutmayınız!
Doğru ve sağlıklı iletişim, birbirimize karşı sevgi-saygı,
güven, dürüstlük ve adaletin sağlanması ile mümkündür.
Resmi Gazete (1954)
Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner
Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği
İşlere Dair Kanun, Kanun Numarası: 6343, Kabul Tarihi:
18.3.1954, Sayı: 8661.
Resmi
Gazete (2001) Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik
Yönetmeliği, Yetki Kanunu 6343, 3285, 441, 2527,
Tarih:18.06.2001, Sayı: 24436.
Resmi
Gazete (2006)
Kaynaklar
Adıgözel, H.,
Yazar, E. (2008) Klinik Veteriner Hekimliğinde Farmakoloji
Eğitim Ve Öğretiminin Yeri ve Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk
Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Konya.
Anonim
(2008) Başarılı İletişim,
http://www.etkinegitim.net, (Erişim tarihi: 10.07.2008).
Arslan, E.
S., Başağaç, R. T. ve Öztürk, R. (2001) Veteriner Hekim Andına
Etik Bir Bakış, II. Ulusal Tıbbi Etik Kongresi Bildiri Kitabı
(Ed.: B. Arda, R. Akdur ve E. Aydın), Türkiye Biyoetik Derneği,
Ankara, s.89-96.
Altuntaş, M.
(2002) Resmi (Yetkilendirilmiş) Veteriner Hekim (Official
Veterinarian) TVHB Dergisi, 1–2.
Aytuğ, C.N.
(2008) Uzak-yakın geçmiş ve çağdaş veteriner hekimlik, H.
Performans, 3, 40-50.
Cüceloğlu, D.
(1999) Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı, 16. Basım,
Remzi Kitabevi, İstanbul.
Cüceloğlu, D.
(2000) Yeniden İnsan İnsana, 22. Basım, Remzi Kitabevi,
İstanbul.
Davis K.
İşletmede İnsan Davranışı (Örgütsel Davranış). Tosun K et al (Transl).
İstanbul: İÜ İşletme Fakültesi Yayınları No: 199, 1988
Dodurka, T.
(2008) Yeni Veteriner Fakülteleri Açılmasın, http://www.vihd.org.tr,
(Erişim tarihi:21.07.2008).
Gül, T.B.,
Özkul, T. (2006) İş Ahlakı Açısından Veteriner Hekimliği
Mevzuatına Eleştirel Bir Bakış, Veteriner Hekimler Derneği
Dergisi, 77, 4, 61-64.
Lazar, J.
(2001) İletişim Bilimi, Çeviren: Cengiz Anık, Vadi Yayınları,
155, 53, Ankara.
Maden, M.
(2007) Veteriner Adli Tıp, Veteriner Hekimlerin Görev ve
Sorumlulukları, Bölüm 2, 5-17, Bilimsel Veterinerlik Hizmetleri
ve Tic. Ltd. Şti., Konya.
Musal B, Elçi
OC, Ergin S. Uzman hekimlerde mesleki doyum. Toplum ve Hekim
1995; 10: 2-7. doyum. Toplum ve Hekim 1995; 10: 2-7.
Özen, A.,
Öztürk, R., Yaşar, A., Armutak, A., Başaağaç, T., Özgür, A.,
Şeker, İ., Yerlikaya, H. (2004) An attitude of veterinary
practitioners towards animal rights in Turkey, Vet. Med. – Czech,
49, (8): 298–304.
Perk, C.
(2001) Veteriner Hekim – Hasta Sahibi İlişkisi, Veteriner
Klinik Dergisi, Ocak 2001.
Resmi Gazete
(1954) Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner
Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına Ve Göreceği
İşlere Dair Kanun, Kanun Numarası: 6343, Kabul Tarihi:
18.3.1954, Sayı: 8661.
Resmi Gazete
(2001) Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik Yönetmeliği,
Yetki Kanunu 6343, 3285, 441, 2527, Tarih:18.06.2001, Sayı:
24436.
Resmi Gazete
(2004) Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Geçici Madde Eklenmesine
Dair Kanun, Kanun No. 5077, Kabul Tarihi: 22.01.2004.
Resmi Gazete
(2006) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Hizmetlerinin
Yürütülmesine İlişkin Uygulama Yönetmeliği, Tarih:13.09.2006,
Sayı:26288.
Ünal S,
Karlıdağ R, Yoloğlu S. Hekimlerde tükenmişlik ve iş doyumu
düzeylerinin yaşam doyumu düzeyleri ile ilişkisi. Klinik
Psikiyatri 2001; 4: 113-118.
|
|
yorum yaz |
|
|
|